4D TEKNİĞİ İLE STRESİNİ YEN

Ne demiş Şekspir olmak ya da yok o başkaydı. Bizimle ilgili olan söylemi şu; “şeyler sadece olurlar, onların iyi ya da kötü olduklarına biz karar veririz”. Şöyle bir hayatınıza baktığınızda yüzde kaçı gerçekten kötüydü diyebilirsiniz. Peki ya yüzde kaçı iyiydi?

Emin olun sizinle benzer ya da hatta aynı hayatı yaşayan kişilerin verecekleri cevaplar çoğunlukla birbirinden farklı olacaktır. Yani aynı olayı ya da benzer olayları yaşayan insanların bu olaylara verdikleri tepkiler birbirinden farklı olabiliyor. Örneğin bir işyerinde aynı işle ilgili koşullara sahip olmalarına rağmen bir kişi bu koşullardan dolayı hayatta küserken bir diğeri bunlarla ilgili mutlu olabiliyor.

Demek ki mevzu başımıza gelen olaydan ziyade bu olayla ilgili yorumlama biçimimiz, mi acaba? Bunun böyle olup olmadığını görebilmek için sizlere bu videoda “4D” tekniğinden bahsedeceğim. 4D tekniği nedir? Nasıl uygulanır ve ne işe yarar? Bunu konuşalım.

Günlük yaşamda her birimiz birtakım deneyimler yaşıyoruz. Başımıza bazı olaylar geliyor ve Şekspir’in de söylediği gibi bu olaylar kendi başlarına iyi ya da kötü değil, çoğu aslında bu tür olaylar. Bu olaylar başımıza geldikten sonra ardından hemen düşünce devreye giriyor ve bu olayları yorumlamaya başlıyoruz. Yani bu olay iyi mi, kötü mü?

Felaket mi? Yoksa muhteşem mi? Ya da sıradan bir olay mı buna karar veriyoruz. Ardından verdiğimiz bu karar doğrultusunda duygularımız ve bu olayla ilgili davranışlarımız şekillenmeye başlıyor. Yani durumlar sonrası düşünceler duyguyu duygularda davranışları etkiler. Psikolojide A-B-C tekniği olarak geçen bu tekniği ben size 4D olarak anlatmayı tercih ediyorum. Önce birinci D’mizle yani Durumla başlayalım. Herhangi bir durum. Mesela yolda arkadaşınız Ali ile karşılaştınız ve Ali size selam vermedi. Durumunuz bu olsun. Bu durumun ardından hemen düşünceler devreye girmeye başlar demiştik. Yani bu olayı yorumlarız, bu olay karşısında farklı düşünce biçimleri ortaya çıkabilir. Mesela diyelim ki siz şöyle düşünmeyi tercih ettiniz. Ali’ye bak ya, hayret bir şey. Beni görmezden geliyor, iyice havalara girdi bu da, geçenlerde terfi olduğundan herhalde. Allah Allah! Kimsin sen ya? Diyelim ki böyle düşünmeyi tercih ettiniz. Bu düşüncenin ardından içine gireceğiniz duygu durumu hangisi olur? Büyük bir olasılıkla öfke ve hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Yani 3. D’miz Öfke ve hayal kırıklığı olacak. Peki öfke ve hayal kırıklığı yaşadığınızda bundan sonra Ali’ye karşı olan davranışınız yani 4. D’miz Ne olacak? Büyük olasılıkla. Ya siz de Ali’yi görmezden geleceksiniz ya da Ali’ye karşı tepkisel yaklaşacaksınız. Bu örnekte de görüldüğü gibi düşüncelerimiz sonucu duygular ve onu sonucu da davranışlarımız oluşmaya başladı. Peki sizce bizim kendimizi öfkeli ya da hayal kırıklığına uğramış hissetmemizin sebebi 1.D mi? Yoksa 2.D mi? Yani başımıza gelen durum mu, yoksa bu durumu yorumlama biçimimiz mi? Aslında hayattaki çoğu olayda da durum aynen böyle işler. Şimdi diyelim ki 2.D’yi değiştirmeye karar verdik. Yani düşüncelerimizi düzenlemeye başladık ve şöyle yorumlamayı tercih ettik

bu olayı; Ali ile karşılaştık. Bize selam vermedi idi hatırlarsanız durumumuz ve bu durumun ardından biz demin ki şekilde değil de herhalde görmedi yazık ya. Kafası çok yoğun bu aralar diye düşünmeyi tercih ettik. Peki bu düşüncenin ardında 3.D’miz yani duygumuz nasıl olacak sizce? Bir önceki gibi mi? Yani öfke ve hayal kırıklığı yaşayacak mıyız? Büyük olasılıkla hayır. Bu durumda ya hiçbir şey hissetmeyeceğiz ya da arkadaşımız için belki biraz kaygılanacağız. Dolayısıyla 4.D yani davranışlarımız da bundan etkilenecek. Ali ile arkadaşlığımız aynı şekilde devam edecek. O zaman demek ki 2.D’yi yani düşüncelerimizi, düzenlersek, duygularımızı ve davranışlarımızla etkileyebiliriz. Aslında çoğu zaman başkalarının davranışları ile ilgili düşüncelerimiz bizi onlarla ilgili durumu değil de kendimizle ilgili durumu yansıtır. Yani bir anlamda başkaları bizim aynamızdır. Nasıl derseniz. Eğer siz değersiz hissetmeye meyilli iseniz ya da genel olarak hayata karamsar bir pencereden bakıyorsunuz. Başınıza gelen olayları da bu şekilde yorumlamaya meyillisiniz demektir. Dolayısıyla böyle bir durumla karşılaştığınızda Ali gerçekten de sizi görmemiş olabilir. Ama sen değersizliğe meyilli isen ya Ali’ye bak ya görüyor musun? Bana selam vermiyor, beni beğenmiyor, beni sevmiyor demeye başlıyorsun. O yüzden asla senin hissettiğin duygular, düşüncelerin Ali’den çok senin kendi iç dünyanı yansıtıyor. Bakın başımıza gelen durumları yorumlarken çoğu zaman geçmiş bilinçaltı kayıtlarımız, kendimizle ilgili dünya ile ilgili tecrübelerimiz sonucunda algılarımız çarptırılmıştır. Şöyle düşünün. İş yerinde oturuyorsunuz ve yöneticinin yanınızdan geçerken, Özlem öğleden sonra yanıma uğra, seninle konuşacaklarım var dedi ve gitti bunun ardından başlıyorsunuz düşünmeye.

Eyvah beni çağırdı. Niye çağırdı ki? Acaba beni kovacak mı? Ya beni kovarsa eyvah! Eğer işten çıkartılırsam krediler ne olacak? Kredileri ödeyemezsem mahvolurum, eve haciz gelir, haciz gelirse karım beni boşar, boşarsa çocuk kimde kalır? Yok karım çocuğu da alır götürür çocuğu da alır götürürse ne yaparım? Ben ne ederim sokaklara düşerim. Birdenbire iş yerinizde otururken evsiz bir adama dönüştünüz. Peki gerçekten böyle bir şey var mı? Hayır yok. Fakat biz düşüncelerimiz doğrultusunda böyle bir senaryo oluşturduk ve bu senaryonun doğrultusunda kendimizi kötü hissetmeye başladık. Hatta belki bu davranışımızı etkiledi ve bir iş arama sitesine gidip 50 yere birden iş başvurusunda bulunmaya başladık.

Patronumuzun yanına gidinceye kadar kendi kendimizi yedik. Hayatı kendimize zehir ettik. Ömrümüzden bilmem kaç ayı harcadık ve patronun yanına bir gittik.

Patron bambaşka bir mevzu ile ilgili bizimle konuştu. Ortada ne işten çıkarılma var ne de bizim performansımızın ilgili negatif bir yorum. Son derece sıradan bir konu. Tekrar yerimize oturduğumuzda pişman oluyoruz değil mi? Ben de kendi kendimi yedim. Bütün günü kendime zehir ettim. Neden kendimize zehir ettik? Çünkü 2.D yani düşünce konusunda yanıldık. Oysaki yöneticim bana bunu söyledikten sonra ben daha farklı bir biçimde düşünmeyi tercih etseydim bunların hiçbirini yaşamayacaktım.

Başımıza gelen olayları olduğundan farklı algılama eylemimize bilişsel çarpıtma diyoruz

Psikolojide. Bazı kaynaklarda bunları düşünce hataları olarak da görebilirsiniz. Bilişsel çarpıtmalar yani düşünce hataları sağlıklı insanlarda da görülür. Ancak bilişsel çarpışmaların yani düşünce hataların yoğunlaşması, sıklaşması, şiddetinin artması bizi yavaş yavaş psikolojik bozukluklara doğru götürür. Acaba sizde de düşünce hataları var mı? Varsa hangileri var? Eğer bunu görmek istiyorsanız, kendinize şöyle bir test uygulamak istiyorsanız ve bunlarla nasıl baş edeceğinizi öğrenmek istiyorsanız düşünce hataları videoyu izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Kanalında bu videoyu bulabilirsiniz, linkini açıklama kısmına bırakacağım. 4D’nin farkında olmak yani düşüncelerimizin hayatımızı, duygularımızı, davranışlarımızı nasıl etkilediğinin farkında olmak stresle baş etmenin en önemli adımlarından bir tanesidir. Çünkü bunu fark ettikten sonra değiştirmek için çabalamaya başlarız. İşte kanalında bunu değiştirmek için. Zihinsel ve bedensel çok sayıda başka video’da bulunuyor. Bunları izleyerek stresle baş etme konusunda ciddi yol katedebilirsiniz. Bunula gibi bir oynatma listem var. Bu oynatma listesinden ilgili videolara ulaşabilirsiniz. Psikoloji ve kişisel gelişim konularına meraklıysan daha iyi hissetmenin bilimsel çözüm odaklı, pratik ve etkili teknikleri hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsan kanalımız abone olmalısın. Bildirim zilini de aç ki, yeni videolar yüklendiğinde haberin olsun.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir