AFFETMEK AMA NASIL? (Affet ve Acıdan Özgürleş)

Her birimizin yaraları var, belki aldatıldınız, belki haksızlığa uğradınız, belki de dolandırıldınız ya da fiziksel ya da duygusal istismara uğradınız ve bu olay sizi maddi ve manevi olarak derinden etkiledi.

Olayın üzerinden uzunca bir zaman geçmesine rağmen üzüntünüz öfkeniz belki de hala devam ediyor. Hatta öylesine devam ediyor ki bu sizin şu anda hayatınızı sağlıklı bir şekilde yaşamanızı, sağlıklı ilişkiler kurmanızı bile engelliyor belki de. Sonra birden birileri çıkıp geliyor ve size diyor ki bu olayı kabul et.

Onu affet ve acılardan özgürleş.

İyi de nasıl?

İki Zen rahip çıktıkları bir yolculukta yürürken bir nehrin kenarına gelirler. Karşıya geçmeleri gerekmektedir. Tam o sırada karşıya geçmeye çalışan birisi olduğunu da görürler. Bu bir kadındır. Kadın bizim rahiplerden karşıya geçmek için yardım ister. Rahipler kararsız kalırlar. Çünkü onların inancına göre kadınlara dokunmak yasaktır. Rakiplerden bir tanesi biz bizden yardım isteyen insanları geri çevirmemeliyiz diyerek kadını sırtına alır ve nehirden karşıya geçirir. Ardından herkes yollarına devam eder devam eder etmesine ama diğer rahip bu durumu bir türlü içine sindiremez. Nasıl olur da inancımızın gereği olan bir yasağa uymaz diye düşünür. Kendi kendine sinirlenip durur. Akşam olmuştur. Bizimkiler uygun bir yerde kamp kurmuş. Ateşin başında oturuyorlardır. Fakat bizim rahip hala diğerinin yaptığını içine sindirememiştir. Bütün gün kendini yiyip durmuştur. En sonunda dayanamaz ve öfkeyle diğer rahibe nasıl olur da inancımıza göre yasak olmasına rağmen o kadını sırtında taşıyıp karşıya geçirirsin der. Diğer rahip şaşkın bir şekilde Sevgili kardeşim ben o kadını nehrin karşısına geçirdim ve sırtımdan indirdim. Sen neden onu hala sırtında taşıyorsun der. Kim bilir bizler kimleri ya da neleri hala sırtımızda taşıyoruz ve kendimize yük ediyoruz. İşte affetmek geçmişte olmuş bitmiş gitmiş olumsuz anıların duygusal yükünden kurtulmak. O geçmişte olmuş bitmiş, gitmiş olaylarla ilgili olumsuz duygu ve düşüncelerin şu andaki hayatımı etkilemesine son vermektir. Affetmek geçmişte bir şekilde bana zarar vermiş. Olay, kişi ya da durumla ilgili olarak intikam, öfke, hırs, düşmanlık gibi duygulardan da arınmaktır. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Benim burada bahsedeceğim affetme; efendim birisiyle ilişkim vardı. Bir hata yaptı, beni aldattı. Bir şeyler oldu şimdi geri geldi. Acaba onu affetsem mi

affetmesem mi? Onu tekrar hayatıma alsam mı almasan mı tarzı bir affetmeden bahsetmiyorum. Benim bahsettiğim affetme de o kişiyi tekrar hayatınıza almak zorunda değilsiniz. Dolayısıyla farklı bir konudan bahsediyorum. Benim bahsettiğim affetme de geçmişte yaşanmış, bitmiş ve gelecekte yaşanması çok da mümkün olmayan fakat hala bir şekilde sizi duygusal olarak etkileyen olaylardan ya da kişilerden bahsediyorum. Affetmek ama ya nasıl? affedeyim. Bana onca yaptığını görmezden mi geleyim? Affedeyim de yanına kar mı kalsın? Affetmek ama yani şimdi affettim dedim. Af oldu mu yani? Diyebilirsiniz işte bunlara karşı öncelikle affetmek ne değildir? Önce bir onu konuşalım. O zaman zannediyorum konu birazcık daha netleşecek. Yaşadığınız acıyı reddetmek ya da size yapılan kötülüğü yok saymak, maruz görmeye çalışmak, affetmek değildir. Hatta aksine birilerini affedebilmek için öncelikle ona dair duygularınızı tam anlamıyla tüm gerçekliğiyle kabul etmeniz, görmeniz ve onun üzerine çalışmanız gerekmektedir. Yani birisiyle ilgili hala acı çektiğiniz ya da hala öfke duyduğunuz halde yok ya aslında artık acı çekmiyorum. Ben onu unuttum, bir şey hissetmiyorum dediğinizde bu affetmek değil bu bastırmaktır ve bastırılan şeyler eninde sonunda suyun yüzüne çıkacaklardır. O yüzden önce şunu bilelim. Affetmek demek yok saymak demek değildir. Affetmek demek karşıdaki kişinin hatasını görmezden gelmek demek değildir. Affetmek bana yapılan hatayı ya da kötülüğü unutmak anlamına da gelmez. Çünkü unutmak demek benzer olaylarla tekrar karşılaşırsam önlem alamamak demektir. Yani ben bana yapılan kötülüğün farkında olacağım. Fakat bununla ilgili intikam, öfke, hırs gibi duygusal yükleri sırtımdan atacağım. İkisi arasında bir fark var. Aslında “Thomas Szasz’ın şu sözü bu ikisi arasındaki farkı bize özetliyor.

Aptal insan ne affeder ne de unutur. Saf insan hem affeder hem de unutur. Akıllı insan ise affeder ancak unutmaz. Affetmek, karşı tarafı haklı göstermeye çalışmak ve bunu yaparken de kendine haksız konumuna düşürmek, çektiğim acıları yok saymak ya da kendimi suçlu görmek demek de değildir. Aman diyeyim. Bir taraftan çektiğiniz acıların meşruiyetini de yanınıza alıyorsunuz fakat öteki taraftan da durumu olduğu gibi kabul ediyorsunuz. Affetmek, fedakarlık etmek ve karşı tarafın yaptığının yanına kar kalmasını sağlamak da değildir. Aslında affederek sizler kendinizi iyilikte bulunmuş oluyorsunuz. Çünkü artık o yükü sırtınızda taşımıyorsunuz. Affetmek de artık karşı taraftan intikam dahi almak istemezsiniz. Aslında ona ne olduğu çok da umurunuzda da değildir. Üstat Nazım’ın da dediği gibi bence artık sen de herkes gibi birisin. Dersi̇ni̇z bir bakıma. Affetmek de sen şimdi ve burada kendi hayatına bakarsın ancak eğer hala onu cezalandırmak istiyorsan, onun kötülüğünü istiyorsan, ne bileyim ondan intikam almaya çalışıyorsun. Bu geçmişte olmak ve hala ona bağlı olmak demek. Hala şimdiyi şu anı yaşayamamak geçmişte kalmak demek. Affetmek, uzlaşmak demek de değildir. Aslında uzlaşma ve affetme farklı şeylerdir. Uzlaşmada her iki kişinin de çabası gerekir. Her iki tarafın da çabası gereklidir. Belki de bir araya gelmek gereklidir. Ancak affetme de böyle bir durum söz konusu değildir. Affetme tek taraflı olabilir ve karşı taraftan herhangi bir beklentimiz yoktur. Affetmek için o kişinin illa hayatta olması bile gerekmez. Diyelim ki size yaptıkları yüzünden şu anda hayatta olmayan annenizi ya da babanızı affetmek istiyorsunuz, affedebilirsiniz. Şu anda bunun için önünüzde bir engel yok. Çünkü affetmek sadece size bağlı bir durum.

Karşı tarafla ilgili değil. İyi hoş da nasıl laf edeceğiz? Sadede gel dediğinizi duyar gibiyim. Peki, şimdi affetmek bir kere zorlu bir süreçtir. Bunu baştan kabul etmek lazım ve zaman gerektirir. Yani affetmek istediğiniz olayın üzerinden bir parça zaman geçmiş olması lazım hazır olabilmeniz için. Affetmenin bazı aşamaları var. Birinci aşamamız, affetmek istediğimiz olayı ve bu olayla ilgili duygularımızı açıkça bastırmadan dürüstçe ifade etmek ve kabul etmektir. Yani ben ne yaşadım. Bu olay bende hangi duygulara ve düşüncelere yol açtı? O sırada neler hissettim? Bu olay benim hayatımı nasıl etkiledi? Tüm bunları açık ve dürüst bir şekilde ifade edebilmeliyiz. Kendimiz de bunu kabul edebilmeliyiz. Bunu yapabilmek için çeşitli yollar var. Mesela bunlardan bir tanesi yazmayı kullanmak. Daha önceki videolarımda da bahsetmiştim. Yazmak iyileştirir demiştim hatırlarsanız. Tüm bu affetmek istediğiniz olay ve bu olayla ilgili duygu ve düşüncelerinizi yazabilirsiniz. Birinci aşamada yazmak eğer size zor geliyorsa ya da size uygun değilse bunu zihninizde canlandırıp bilirsiniz. Örneğin kendinizi affetmek istediğiniz kişiyi karşılıklı otururken zihninizde canlandırıp, ardından da o kişiye. Az önce bahsettiğim tüm mevzuları detaylı şekilde anlatırken hayal edebilirsiniz. Ya da canlandırabilirsiniz? Yani evde tek başınıza tabii bunu yapın, ne yapıyor bu demesinler. Bir sandalyeye alıp oturup karşımda da sanki adeta o kişi varmışçasına. Ben ne yaşadım, neler hissettim.

Bu olay benim hayatımı nasıl etkiledi? Tüm bunları detaylı detaylı anlatmak, ifade etmek, birinci aşamamız. İkinci aşamamız; Bu olayın bizde yarattığı duygusal yüklerden kurtulmayı istemek ve bunu ifade etmektir. Şimdi diyeceksiniz ki ya kim istemez ki bu yüklerden kurtulmayı? Ancak bazen aslında istemiyoruz. Neden biliyor musunuz? Çünkü affetmek aslında aynı zamanda bir vazgeçiştir. Affetmediğinizde o olayla ya da o kişi hala bağımızı koruyorsunuz. Affettiğinizde ise o bağı kesiyorsunuz. Gerçekten bu bağı kesmek istiyor musunuz? Önce belki de buna karar vermek gerekiyor. Eğer gerçekten bu boğa kesmek istiyorsanız o zaman kendi kendinize şunu söyleyin ya da yazın şu ifadeyi. Ben artık bu olayın ya da bu kişinin bendeki duygusal yüklerini bırakmaya, onunla bağımı kesmeye karar verdim. Bu ifadeyi sözel olarak da söyleyebilirsiniz, yazabilirsiniz ya da zihninizde canlandırabilirsiniz. Hatta bu aşamada zihinde canlandırmayı şöyle kullanabilirsiniz. Zihinde canlandırmanın gücünü kullanın dedim. Zihinde canlandırma nedir, nasıl işe yarar? Bununla ilgili detayları merak ediyorsanız şuradaki videoya bir göz atmak isteyebilirsiniz. Zihinde canlandırma üzerimizde oldukça etkili bir tekniktir. Zihinde canlandırmaya affetmede de kullanabiliriz demiştim. Bunun için rahat bir yere geçin ve gözlerinizi kapatın. Birkaç tane yavaş ve derin nefes alıp kendinizi rahatlattıktan sonra kendinizi bir uzay boşluğunda süzülürken hayal edin. Kendinizi görün ama zihninizde hayalinizde o görüntüyü görün.

Karnınızdan bir kordonla unutamadığınız olay ya da kişiye bağlısınız, bunu da zihninizde görün. Bir tarafta siz, bir tarafta o unutamadığınız olay ya da kişi ve birbirinize karnınızda bir kordonla bağlısınız. Bunu zihninizde canlandırın. Sonra cebinizden bir makas çıkarın ve seninle bağımı kesiyorum diyerek bu bağı kesin. Kordon kopunca o kişinin giderek sizden uzaklaştığını ve gözden kaybolduğunu görün. Bunu gerekirse birkaç kez yapın.

Ardından gelen aşama biraz zaman isteyen ve belki de en zor aşama. Çünkü bu aşamada bize zarar veren kişiyle ilgili empati duyguları geliştirmeye çalışıyoruz. Yani o kişiyi anlamaya çalışıyoruz. Bunu yaparken o sırada hangi duygu durumundaydı, nasıl bir ortamda yetişti, nasıl bir psikolojideydi? Yaşadığı hangi olaylar onu bunu yapmaya getirdi? Bakın empati kurmak demek ona hak vermek demek değil. Empati kurmak demek. Onu haklı gösterirken kendimi suçlu çıkarmak, kendi mağduriyetimi küçümsemek demek değildir. Empati kurmak, onunla aynı fikirde olmak demek değildir. Ancak onu anlamaya çalışmaktır. Perspektifimiz biraz daha genişleterek olaya dışarıdan bir gözle, objektif olarak bakmaya çalışmak demektir. Biliyorum zor ama yapılabiliyor. İnanın çok daha zor koşullarda affetmeye çalışan insanlar dahi bunu başarıyorlar. Ancak dediğim gibi biraz çalışmak ve birazcık da zaman gerekiyor. Mağduriyet yaşanan olayın hemen ardından bu aşamayı tabi ki gerçekleştiremeyiz. Aradan muhakkak uygun miktarda bir zamanın geçmesi gerekiyor. Tüm bunlara rağmen evet bunları denedim ancak yine de yapamıyorum, olmuyor. Diyorsan ve gerçekten de büyüklerden kurtulmak istiyorsan o zaman belki de bir uzmandan destek almanın vakti geldi de geçiyor bile. Bu anlamda uzman bir terapist mesela Gestalt terapisi konusunda eğitim almış bir terapist. Sana bununla ilgili yardımcı olabilir ve bu süreci çok daha sağlıklı ve daha hızlı şekilde atlatmasına sağlayabilir. Aslında

affedememek ve kafanın hep onunla ya da o olayla meşgul olması sürekli arkaya doğru bakarak öne doğru yürümeye çalışmak gibidir. Düşünsene kafan arkaya bakarken vücudun nasıl öne doğru yürüyebilir geçmişi, geçmişte yaşadıklarını artık değiştiremezsin. Onlar yaşandı, bitti gitti. Onlarla ilgili yapılabilecek hiçbir şeyin yok. Gelecek ise daha oluşmadı. Gelecek senin elinde. Onunla ilgili yapabilecek bir şeyleri mi var? İşte gelecekle ilgili daha güzel şeyler yapabilmek istiyorsan öncelikle şu kafanı arkadan öne doğru bir al ve o sırtındaki yükleri sırtından alıp kenara doğru koy, sal gitsin onları. Kişisel gelişim psikoloji iyi hissetmeyle ilgili stresle baş edebilme ile ilgili konular eğer ilginizi çekiyorsa sizi kanalımıza bekliyoruz. Lütfen abone olun. Abone olduktan sonra bildirim zilini de açın ki yeni videolar yüklendiğinde size haber gelsin. Çarşamba ve Cumartesi günleri haftada iki yepyeni video ile sizlerle birlikteyiz bundan sonra, yorum yazmanız benim için çok önemli. Yorumlarınızın her birini okuyorum ve yorumlarınızda ki geri bildirimler bize kanalımızı geliştirmemiz açısından yardımcı oluyor. Şimdiden herkese teşekkür ediyorum. Yeni video’da görüşmek üzere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir