DEĞERSİZLİK DUYGUSU İLE BAŞA ÇIKMAK (Aşağılık Kompleksi Nasıl Yenilir?)

Biliyor musunuz? Bugün yaşadığımız çoğu durumun kökeninde aslında değersizlik duygusu var. Mesela ilişki bağımlılığı, duygusal ya da fiziksel istismara uğramasına rağmen hala ilişkiye devam etme, aşırı mükemmeliyetçilik, kendini sürekli diğerleriyle kıyaslama ve rekabet içinde olma, öz güven eksikliği, hayır diyememe aşırı fedakarlık. Tüm bu durumların kökenine inildiğinde çoğunlukla karşımıza değersizlik duygusu çıkar. Sizde de değersizlik duygusu olabilir mi? Bunu nasıl anlayacağız? Ve eğer değersizlik duygusu varsa bununla nasıl baş edebiliriz? Bu videoda bunlar hakkında konuşacağız.

Kendimize diğerlerine ve dış dünyaya ait inançlarımız büyük oranda 0-6 yaş döneminde oluşur. Yani ben değerliyim ya da değersizim, diğerleri benden daha değerli ya da değersiz inançları çocukluğumuzdan gelir. Henüz çok detaylı ve farklı perspektiflerden bakmayı bilmeyen zihnimizle o minicik yaşam deneyimi ve sınırlı çocuk bilincimizle yaşadığımız olayları değerlendiririz, yorumlarız ve bu yorumlar sonucunda hayata ait, kendimize ve diğerlerine ait temel inançlarımızı oluşturuyoruz. İşin kötü yanı bu sınırlı çocuk bilincimiz ile oluşturduğumuz inançlar yetişkinlikte de kendimize, hayata, diğerlerine olan bakış açımızı etkiler. Tüm duygu düşünce ve davranışlarımızı etkiler. Yani aslında her birimiz 6 yaşında çocuklarız.

Çocukluğunuzda yaşamış olduğumuz birtakım olaylar sizin kendinizi olduğunuz gibi kabul etmenizi, olduğunuz gibi görmenizi engelleyebilir. Özellikle diğerleriyle kıyaslanan ya da bir şekilde istismara uğrayan çocuklar kabul edilmek, sevilmek, değerli hissetmek için hep olduklarından daha farklı olmaları gerektiğine inanırlar. Dolayısıyla bu kişilerde yetersizlik düşünceleri ve düşük öz güven durumu gözlemlenebilir. Yani çocuklukta özellikle anne ve babamızın ve diğerlerinin bize olan davranışları ileride bizim kendimize olan davranışımızı etkiliyor. Çok kaba bir tabirle eğer diğerleri sana kötü davrandıysa sen de kendine kötü davranıyorsun. İşin acıklı yanı çoğu zaman ebeveynlerimiz farkında olmadan, kötü niyet olmadan aslında bizleri korumak ya da daha iyi olmamızı sağlamak adına da yaralar açabiliyorlar çocuk zihnimizde. Örneğin çocuğunun başarısını başkasıyla kıyaslayanlar. Çocuğuna sadece yüksek başarı gösterdiğinde ilgi gösterenler, çocuğu bir işe girişme çalıştığında aman dur yapma, kendine zarar verirsin. Sen yapamazsın, beceremezsin diyen ebeveynler çoğunlukla aslında çocuklara sen yetersizsin sen değersizsin mesajı göndermekteler.

Yani değersizlik inancına sahip olmamız için ille de öyle çok travmatik ebeveyn geçmişlerine sahip olmamız gerekmiyor. Bazen de ebeveynler vakti olmadığı için ya da çocuğuna yeterli vakit ayıramadığı için çocuğuna değersizlik duygusunu hissettiriyorlar. Örneğin çocuğuyla çok fazla vakit geçirmeyen ebeveynler onlara vakit ayırdıklarında da genellikle ya telefonlarıyla ilgilenen ya kafası başka yerde olan, bedenen orada ama ruhen orada olmayan ebeveynler de yine çocuklarına sen değersizsin mesajı gönderiyorlar. Değersizlik duygusu içindeki bazı insanlar bu duyguyla baş edebilmek için bunun tam tersi bir maske takarlar. Yani aşırı öz güvenli, asi, boyun eğmeyen, güçlüymüş gibi davranırlar. Sürekli bir rekabet halindedirler ve kendilerini kanıtlamaya çalışırlar. Her zaman en iyisi olmak isterler. Aslında böyle tırnak içinde egosu yüksek diye tabir ettiğiniz o insanlar var ya. Hah işte onların içinde onay almayı bekleyen, değerli hissetmek isteyen küçük bir çocuk var. Değersizlik duygusuyla baş edebilmek için bazı insanlar ise hayır diyememe ya da aşırı fedakarlık yoluna başvurabilirler. Fedakar kişi aslında bir şeyleri feda edip kar etme peşindedir. Şimdi bu size biraz ters gelebilir. Ancak bu fedakarlığın altında aslında diğerlerinden onay alma ve değerli hissetme ihtiyacı yatar. Bu kişiler genellikle saçını süpürge ettim ama yine de yaranamadım derler. Değerli hissetmek için. Yani kar etmek için sürekli bir şeyleri feda ederler ve bu çabaları görülmediğinde de kendilerini bir dramın içinde bulurlar. Değersizlik inancına sahip kişiler genellikle sevilmeyecekleri onlara değersiz hissettiren, ilgi göstermeyen kişilere karşı güçlü bir çekim hissederler.

Bunun sebebi bu duygunun tanıdık ve bilindik olmasıdır. Olur mu canım öyle saçma şey demeyin. Bilinçaltı için bilinmezlik ölümdür ve onun en büyük çabası sizi hayatta tutmak, yani güvenli alana, bilindik tanıdık alana çekmektir.

Peki öyle ya da böyle? Diyelim ki bir değersizlik duygum var. Bununla nasıl baş edebilirim? Bunun çözümü için ne yapmam gerekir? Şimdi bunları konuşalım. Öncelikle en kesin ve en sağlıklı çözüm için elbetteki bir uzmanla çalışmak gerekir. Uzman derken kimi kastediyorum? Uzman derken elinizi sallasanız çarpacağınız sözde kişisel gelişim, tırnak içinde uzmanlarından bahsetmiyorum elbette. Uzmandan kastım klinik bir psikolog ya da psikoterapi eğitimleri almış bir psikiyatrist. Bu kişilerle yani alanında deneyimli, tecrübeli ve bilgili kişilerle çalışırsanız bu sorunuzu sağlıklı bir şekilde çözebilirsiniz. Aman diyeyim çözümü yanlış yerlerde arayıp hem paranızdan hem zamanınızdan, en önemlisi de umutlarınızdan olmayın. Çünkü yanlış kişilerle çalıştığımız zaman bu sorunun asla çözüme ulaşamayacağına dair bir inanca ve bir umutsuzluğa kapılabiliyoruz. Bir uzmana gidemem ya da gitmem, kendim neler yapabilirim diyorsanız eğer, o zaman birkaç öneride bulunmak isterim. Birinci aşamamız, fark etmek her zamanki gibi farkındalık. Neden fark etmek? Çünkü çoğu insan yaşadıkları durumların kökeninin değilde sonuçlarının farkındadır. Dolayısıyla sen de yaşadığın durumun kökeninin değersizlik duygusu olduğunu fark et. Bunun farkında olmayan çoğu insan şöyle der Ya neden aşırı mükemmeliyetçiyim ya da neden hep yanlış ilişkiler peşinde koşuyorum? Neden bana değer vermeyen insanlara çok değer veriyorum? Neden hayır diyemiyorum? Aslında çoğu zaman tüm bu sonuçların nedeni yani kökeni değersizlik duygusudur. Dolayısıyla sen de eğer buna benzer problemler yaşıyorsan şöyle bir kendini incele. Acaba benim yaşadığım bu sonuçların nedeni, kökeni değersizlik duygusu olabilir mi? düşün. Eğer değersizlik duygusu ise bunu fark et.

Fark ettiklerimizi yazmak önemli. O yüzden şöyle yine kağıdı kalemi önüne al ve kendine bir liste yap. Kendin de değersizlik duygusu ile ilgili hangi belirtileri görüyorsun? Bunları yaz. Mesela hayır diyememek mi? Aşırı fedakarlık mı? Mükemmeliyetçilik mi? Çok güçlüymüş gibi davranmaya çalışmak mı? Aşağılık kompleksi mi? Ne? Yani kendinde gördüğün bu belirtiler neler? Bunları bir listele. Ardından bu belirtiler ya da bu durumlar senin hayatında nelere yol açıyor? Bunları yaz. Yani örneğin hayır diyememekse hayır diyememenin sana sağladığı avantajlar ne? Dezavantajlar ne? Bunun eksileri ne? Artıları ne? Bunları yaz. Örneğin hayır diyememekse, hayır diyememek İşte herkesin beni sevmesini sağlıyor. Çünkü ben herkesin isteklerini kabul ediyorum. Bunu belki hani artıları kısmına yazdınız. Peki eksileri ne? Hayır diyemediğim için, işte kendimi ikinci plana atıyorum. Stresli hissediyorum. Yaşadığım bu stres çocuğuma, anneme, babama, arkadaşlarıma, eşime yansıyor vesaire vesaire gibi. Hayatında bu nelere yol açıyor bunları da yaz? Bu duyguyu en çok kimlerle neredeyken, hangi durumlarda hissediyorsun? Bunları da yaz. Yani bu duygu en çok ne zaman yoğunlaşıyor? Hangi durum, hangi kişiler, hangi olaylar bu duygunun sende daha yoğun şekilde ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor? Bunları da yaz. Ve son olarak sence bu duyguyu ilk hissettiğin zaman hangisi yani? Çocukluğunda ya da geçmişinde bu duyguyu ilk kez hissetmeye başladığın durumlar tek bir durum olmayabilir. Birden fazla durumdur zaten. Çoğu zaman hangisi? Mesela çocukken babam pek fazla bana vakit ayırmıyor.

Şu annem ne bileyim bana şiddet uyguluyordu. Ya da babam çok aşırı koruyucu bir babaydı. Ya da işte öğretmenim diğer çocukların yanında bana hakaret etti gibi. Temel kök olay ya da olaylar hangileri? Bunları hatırlamaya çalış. Bunları da yaz. Birinci adımımız da değersizlik duygumuzu farkına vardık ve bu değersizlik duygusu ilk kez ne zaman ortaya çıktı? Bunun tahmini sebepleri kimler ya da hangi olaylar bunu görmeye çalıştık. İkinci aşamamızda geçmişimizle barışacağız ve geçmişimizi affedeceğiz. Şimdi diyeceksiniz ki nasıl yani? Geçmişle barışmak ve geçmişle affetmek demek bir şekilde siz de bu değersizlik duygusuna sebebiyet veren olay ya da kişilerin sizin şu anki hayatınızı etkilemesine bir son vermek demektir aslında. Örneğin geçmişte anne ya da babanızın birtakım davranışlarının sonucunda eğer bugün bu duyguya sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, ilk iş olarak bu durumu kabul edip onları affetmek ile işe başlıyorsunuz. Bakın affetmek demek. Tekrar ediyorum, unutmak demek değil affetmek demek o kişileri haklı görüp kendinizi haksız görmek demek de değil, affetmek demek, o insanların sizde yarattığı o duygu yükünü sırtınızdan indirmek demek. Bunun nasıl yapılabileceği ile ilgili detaylı bir anlatımın var kanalındaki Affetmek ama nasıl? zannediyorum birkaç hafta önce paylaştık. Affetmek ama nasıl videomuz izlerseniz orada geçmişinizde bir şekilde sizi duygusal ya da fiziksel olarak zarar veren insanlarla nasıl uzlaşabileceğinizi zihninizde, nasıl affedebileceğinizi detaylı bir şekilde anlatıyorum. Lütfen o videomu ikinci aşama olarak izleyin ve videoda anlattığım teknikleri uygulayın.

Geçmişinizle barışırken şunu unutmayın. Çocukluğunuzda yaşadıklarınızın sorumlusu siz değilsiniz. Bunların sorumlusu diğer insanlar. Yani size bunları yaşatanlar. Siz sadece kendi davranışlarınızın sorumlusunuz. Öte yandan size bunları yaşatanlar, yani çocuk zihninizde bu yarayı açan insanlar belki de farkında olmadan, kötü niyet olmadan bunu yaptılar. Belki de yeterince bilinçli olmadıkları için, kendileri de bu kadarını gördükleri için sizde bu yaralara sebebiyet verdiler. Ya da belki de onların da kendini geçmişlerinde yaşadıkları birtakım travmalar sizi bu şekilde davranmalarına sebebiyet verdi. Geçmişimle barışabilmek ve bana bunu yaşatanları affedebilmek için onlarla empati kurabilmem önemli. O yüzden bunun nasıl yapılabileceğini dediğim gibi daha detaylı anlattığım Affetmek ama nasıl? Videomu izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Prosedürü tamamlayabilmek için. Birinci aşamamızda değersizlik duygumuzu fark etmiştik. Bu değersizlik duygusu şu anda hayatımızda nelere sebebiyet veriyor ve bu değersizlik duygusunun olası nedeni kimler ya da neler olabilir bunları fark etmiştik. İkinci aşamamızda geçmişimizle barışmıştık, üçüncü aşamamızda ise kendimizle barışacağız. Peki bunu nasıl yapacağız? Yani çok basit söylemesi kendinle barış. Kendini sev, kendine sarıl, kendini mıncıkla. Ama nasıl olacak bu işler? Birazcık daha bunları detaylandıralım istiyorum. Kendimizle barışmak için. Birkaç tane farklı yöntem var. Ben bunları sayacağım. Siz kendinize uygun olan bir ya da birkaç tanesini uygulayabilirsiniz bu kendinle barışma sürecini kolaylaştırmak için. Bu yöntemlerden bir tanesi liste yapmaktır. Nedir liste yapmak? Kendinizde sevdiğiniz yönlerinizi bir listesini yapın. Bu yönleriniz fiziksel özelliklerinizden kişilik özelliklerinizi, yeteneklerinize kadar her şey olabilir.

Yani işte saçlarımı çok seviyorum. Bence çok güzellerden. Bence iyi bir konuşmacıyım. Yada bence güzel bir yüreğim var. Ben çok iyi bir yardım severim ya da şu şunu şunu iyi yapıyorum, bulaşıkları iyi yıkıyorum ya artık her şey olabilir yani kendinizde sevdiğiniz, iyi gördüğünüz yönleri bir listesini yapın. Bunu ister bir kere yapın, ister mesela her gün kendinizle ilgili 2-3 tane iyi özellik gibi günlük olarak da yapabilirsiniz. Bu arada bu listeyi yaparken eğer zorlanıyorsanız gerçekten de değersizlik duygunuz ağır basıyor olabilir. İşte bunu yaparken zorlanma oranımız değersizlik duygunuzla orantılı olabilir. Kendimizle barışmak için uygulayabileceğimiz bir diğer nokta iç sesimizi değiştirmek, iç ses; kendi kendimize yaptığımız konuşmalardır aslında. İşte değersizlik duygusu hisseden kişiler de çoğunlukla içeriden konuşan eleştirel, olumsuz bir iç ses vardır. Bu iç sesi fark edip bunu destekleyen bir iç sese dönüştürmemiz lazım. Peki ama bunu nasıl yapacağız? Bunun detaylarını da yine bir videomda ayrıntılı olarak anlattım. Kanalımdaki Kendini yargılıyor musun? İç sesim ne diyor? İsimli videoyu izle. Orada bunun detaylarını anlatıyorum. O yüzden burada tekrar uzun uzadıya anlatmıyorum. Üçüncü kendimizle barışma yollarından bir tanesi de vasat olmaya izin vermek demek. Vasat olmaya izin vermek. Değersizlik duygusu yaşayan insanlar çoğunlukla diğerlerinin onayını kazanmak ve değerli hissedebilmek için mükemmel olmaya çalışırlar. Aşırı mükemmeliyetçilik görünür bu insanlarda. Dolayısıyla eğer sende de aşırı mükemmeliyetçilik varsa biraz vasat olmaya çalış.

Yani vasat olmaya biraz izin ver. Böyle şöyle öncelik sıralamasına koyduğunda çok da mükemmel olman aslında gerek olmayan işlerde hafif vasat olmaya çalış yahu. Bak göreceksin çok da bir şey değişmeyecek. Yani sen aşırı mükemmel oldun diye herkes seni sevmiyor. Göreceksin ki vasat olduğunda da değişen pek bir şey yok. Yani değişen bir şey yok derken şunu kastediyorum. Diğer insanların sana verdikleri değer de çok fazla değişen bir şey olmayacak. Bunu göreceksin yani. Vasat olsan da aşırı mükemmel olsan da ortalama yine aynı değeri alacaksın. O yüzden vasat olmaya biraz izin var, işleri biraz daha böyle vasat yapmaya çalışmak çalış bak, alışacaksın,

Yavaş yavaş. Kendinle barışabilmek için yapabileceğim bir diğer şey ise ilişkilerini düzenlemek. Mesela aşırı verici olduğunu ilişkiler varsa burada durumu biraz eşitlemeye çalış. Yani birazcık da onlar versin hep sen verme! Ayrıca sana sürekli değersiz hissettiren konuşmana rağmen sürekli aynı kısır döngüye girdiğin bir şekilde yanlarındayken kendini değersiz, yetersiz hissettiğin insanlar varsa o insanlardan uzaklaş, o insanlarla ilişkini bir daha gözden geçir. Neden sana bunu yapıyorlar? Yani buna kimsenin hakkı yok. Ayrıca şu anda yaşadığın ilişki zehirli mi değil mi? Bunu öğrenmek istiyorsan yine yanındayız. Kanalımız da bununla ilgili bir videomuz var. İlişkin zehirli mi öğren? Videomu izlemeni öneriyorum? Bahsettiğim tüm bu videoların linklerini açıklama kısmında bırakacağım. Bu videodan sonra onları da izleyebilirsin. Kendimle barışmak için onayı, takdiri, sürekli dışarıda aramayı bırak. Peki ne yapabilirim? Dışarıda aramayı bırakabilmek için mesela kendi kendimi takdir etme alışkanlığını geliştirebilirim. Yani herhangi bir şekilde dışarıdan onay beklediğinde, dışarıdan takdir beklediğin de bunu beklemeden hemen kendine dön ve deki aferin bana ya süperim. Çok iyi yaptım. Bunu bir alışkanlık haline getirdiğinizde bir süre sonra artık dışarıdan çok da takdir beklememeye başlıyorsunuz. Kendi kendinizi takdir ediyorsunuz. Hatta bence bu işe bu videoyu izlediğiniz için kendinizi takdir etmekle başlayın. Ve deyin ki aferin bana ya. Valla çok süperim ne kadar farkındalıklı bir insanım. Değersizlik duygumun farkındayım ve bununla baş edebilmek için videolar izliyorum. Bravo bana. Tüm bunları yaparken kendime zaman tanımak, yıllar içerisinde oluşmuş olan bir değersizlik duygusu bir günde yok olmayabilir. Dolayısıyla birkaç gün çalıştın ama hala aynı hissediyorsun diye hemen pes etme demotive olma. Çalışmaya devam et. Unutma! Diğer insanların seninle ilgili ne düşündükleri, kazandığın para, kariyerin, statünün, fiziksel özelliklerin, başarıların bunların hiçbiri senin değerini belirlemez. Sen olduğun halinle hatalarınla, eksikliklerinle, sevabınla günahınla olduğunun halinle değerli ve yeterlisin.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir