DUYGUSAL İHMALE UĞRADIĞINIZIN 7 İŞARETİ -Çocukluk Döneminde Anne Baba Tutumlarının Duygusal Etkileri

Anne babalar çoğu zaman çocuklarının maddi ve fizyolojik ihtiyaçlarını karşılarlar. Onların karınlarını doyururlar, güzel elbiseler alırlar. Ellerinden geldiğince iyi okullara göndermeye çalışırlar ve çocuklarına baktıklarını zannederler. Oysa çocukların bir de sevilme, güven duyma, şefkat, önemsenme, onaylanma, yeterli ve güçlü hissetme gibi psikolojik ihtiyaçları da vardır ki bunlar çoğu zaman kolaylıkla es geçilebiliyor. Bu ihtiyaçların yeterli ve tutarlı bir şekilde karşılanmaması çocuğun kendisini önemsiz, eksik, güvensiz hissetmesine yol açabiliyor ve aslında çocuğun duygusal ihmale maruz kalmasına yol açmış oluyor. İşin ilginç yanı. Bazen anne babalar kötü niyet olmadan, aslında farkında olmadan çocuklarının bu ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar ya da bu ihtiyaçların tam tersi yönde mesajları onlara gönderiyorlar. Örneğin aşırı koruyucu kollamacı aile tavrı da aynı şekilde yine çocuğun zaman zaman kendisini yetersiz ve güçsüz hissetmesine yol açabiliyor. Yani aslında çok iyi bir ailem vardı diyen insanlar bile duygusal ihmale maruz kalmış olabilirler. Peki acaba siz çocukken duygusal ihmale maruz kalmış olabilir misiniz? İntrodan sonra işaretlerine ve belirtilerine bakalım.

Birinci işaretimiz boşluk hissi. İçimizde böyle nedenini bilmediğiniz ve ne yaparsanız yapın dolduramadığınız bir boşluk hissi var mı? Kendi yansımasını ebeveynin de göremeyen çocuklar içlerinde bir boşluk hissederler ve bu boşluk hissi yetişkinlikte de devam eder.

Ancak biz nedenini bilmeyiz.

İçinizdeki bu boşluk hissi aslında ebeveyninizden alamadığınız bir şeyi temsil eder. Bu bazen onaylanmaktır, bazen sevgidir.

Bazen şefkat, bazen de başka bir şey. Acaba aileniz çocukluğunuzda hangi kısımlarınızı görmezden geldi ya da reddetti?

Genellikle bu duyguyu yaşayan insanların ebeveynleri iyi niyetli ancak kendileri de ihmal edilmiş ebeveynlerdir. Yani çocuğun maddi ve fizyolojik ihtiyaçlarını karşılarlar. Ancak kendileri de çocukluklarında bu göstermeleri gereken ilgiyi görmedikleri için kendi çocuklarını da buna muhtaç olduğunun farkında değillerdir ve nasıl karşılayacaklarını bilemezler. Bu yüzden de çocuğun bu ihtiyaçları maalesef karşılanmamış olur. Yani çocukların fiziksel ve maddi ihtiyaçlarını karşılarlar bu ebeveynler.

Ancak çocuğun sevilme, onaylanma, güçlü hissetme, yeterli hissetme gibi psikolojik ihtiyaçlarını yeterince karşılayamazlar ve bunun sonucunda da çocuk yetişkinliğinde de içinde sebebini bilemediği ve bir türlü dolduramadığı bir boşluk hissiyle baş başa kalır. İkinci işaretimiz duyguları tanımlayabilmede ifade edebilmede ve yönetebilme de güçlüktür. Duygusal ihmalin en büyük belirtilerinden bir tanesi budur. Birisi size nasıl hissettiğinizi sorsa cevap vermekte güçlük çekebilirsiniz. Çünkü cevap verecek, tamamlayabilecek kelimeleri bulmakta zorlanırsınız. Belki de çocukluğunuzda nasıl hissettiğinizi ifade etmenize izin verilmemiş olabilir. Ya da herhangi bir şekilde nasıl hissettiğinizi ifade ettiğinizde cezalandırılmış, yok sayılmış ya da kınanmış olabilirsiniz. Böylelikle de duygularınızı bastırmayı ya da kendinize saklamayı öğrenmiş olabilirsiniz. Çocukluğumuzda size şöyle sözler duydunuz mu? Erkekler ağlamaz, bebek gibi ağlama, ağlamak zayıflıktır. Her zaman güçlü olmalısın.

Çocuklarının duygularını yeterince fark etmeyen, fark etse de onları küçümseyen ya da yok sayan ebeveynler aslında çocuğa güçlü bir şekilde şu bilinçaltı mesajını gönderirler.

Duyguların önemli değil! Ya da duygular zayıflıktır!

Çocuklukta duygusal ihmale maruz kaldığınızın üçüncü işareti. Başkalarını kendinizden çok önemsemektir. İhtiyaçlarınızın her zaman diğerlerinden sonra geldiğini mi düşünüyorsunuz?

Sanki daha azına razı olmak anlamına gelse bile her zaman herkesin mutlu olduğuna emin olmanız mı gerekiyor? Duygularınızın geçersiz olduğunu öğrenerek büyüdü iseniz kendinizi ihmal etmeniz olasıdır. Bu durumda kendinizi yok saymak pahasına başkalarını mutlu etmek için çok fazla çabalarsınız ve bu çaba sonucunda yıpranmaya başlarsınız. Çatışmadan kaçınmak için elinizden geleni yaparsınız. Hatta zaman zaman bu çok istediğiniz bir şeyi feda etmenize sebep olsa bile. Dördüncü İşaretimiz; Mükemmeliyetçilik.

Her zaman en iyisi olmak zorunda olduğunuzu ya da en iyisini yapmak zorunda olduğunuzu hissedersiniz. Ne yaparsanız yapın asla yeterince iyi olmadığını, her zaman daha iyisinin yapılabileceğini düşünürsünüz. Mükemmeliyetçi kişilerin genellikle çocukluklarında sevilme, takdir görme, onaylanma, kabul görme gibi ihtiyaçları ya yeterince karşılanmamıştır ya da başarılı olmaları karşılığında karşılanmıştır. Yani öyle bir şey düşünün ki çocuk sadece birinci olduğunda ailesinin dikkatini, ilgisini çekebiliyor. Onun dışında çekemiyor gibi düşünün. Böylece çocuk kendi öz değerini başkalarının ona karşı olan davranışları sonucunda belirler. Dolayısıyla öz güveni dışsal faktörlere bağlı olmaya başlar. Aslında zaman zaman çoğu aile farkında olmadan, istemeden bunu çocuğuna yapıyor. Bu bana eğitimlerin sırasındaki bir anımı hatırlattı. Bir gün bir eğitim sırasında ara verdiğimizde katılımcılarımız dan birinin çocuğu onu telefonla aradı. Biz de ister istemez kulak misafiri olduk. Çocuğu girdiği bir sınavda çok başarılı olmuştu ve bulunduğu bölgenin üçüncüsüydü. Bunu söyleyince tabii babanın asla biz çok mutlu olmasını bekliyoruz. Ancak babanın verdiği cevap şuydu. Ne bölge 3’üncüsü mü? oldun. Peki birinci kim olmuş?

Düşünebiliyor musunuz bu sorunun karşılığında çocuk mükemmeliyetçi olmasında ne yapsın? Bu şekilde büyütülen çocuk kendisine eleştirilerden korumak için tek silahının mükemmel olmak olduğunu düşünür ve yetişkin olduklarında da bu çocuklar eleştiriye karşı çok duyarlılardır. Yani eleştirilmekten hiç hoşlanmazlar ve bu konuda oldukça kırılganlardır. Beşinci işaretimiz kendine karşı acımasız olma.

Başkalarının yaptığı hatalara karşı bolca şefkat gösterirken aynı şefkati kendinize gösterme konusunda zorlanıyor musunuz? Hata yaptığınızda bir şekilde “Aptal nasıl yaparsın bunu?” “Kaç kere denedim.” “Niye böyle yapıyorsun?” Gibi yıpratıcı iç konuşmalar yapıyor musunuz? Hepimizin başarısızlıkları ve eksiklikleri var. Bu hayatın doğal bir parçası. Aslında ebeveynlerimiz bu başarısızlıklar ve eksikliklerle nasıl başa çıkmamız gerektiğini bize öğretiyorlar. Eğer bir tür hatalarda ebeveynin beni yargıladıysa beni sorguladıysa bana suçlu hissettirdiyse bu durumda ben de kendimi yargılıyorum ve kendi kendime yıpratıcı konuşmalar yapıyorum. Fakat tam tersine ebeveynim eğer beni destekledi ise bu durumda ben de kendime daha fazla şefkat gösteriyorum.

Aslında o yattığınız iç konuşmalar var ya hah işte onlar annenizin ya da babanızın sesi. Altıncı İşaretimiz; “Destek istemekte zorlanmak” gerçekten de yardıma ihtiyacımız olduğu zamanlarda yardım ya da destek istemekte zorlanıyor musunuz? Mesela diyelim ki birisine sorduğunuzda çok daha kolay bir şekilde halledebileceğinizi bildiğiniz bir işte ısrarla kendiniz denemeye devam edip mücadeleye devam ediyorsunuz. Evet, çocuklukta duygusal ihtiyaçlarınız eğer ihmal edilmişse yetişkinlikte de yardım isteme konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Belki de çocukluğunuzda yardıma ihtiyaç duyduğunuzda ve bunu belirttiğiniz de yok sayıldınız azarlandınız ya da cezalandırıldınız. Belki de sizi her zaman kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir çocuk olmalısın. Kimseden yardım istememelisin, kimseye güvenmemelisin gibi mesajlar iletildi. Yedinci İşaretimiz; “Düşük Özgüven” Sık sık kendinizi başkalarıyla kıyasladığınız oluyor mu? Peki başkaları ile kıyasladığınızda kendinizi daha az önemli ya da daha az değerli hissettiğiniz oluyor mu? Çocukluğumuzda duygusal ihtiyaçlarımızın ihmal edilmesi bizim kendimizle ilgili algımızı çok ciddi anlamda etkiler. Çünkü bizler kendimizle ilgili algımızı oluştururken ilk nesnemiz olan anne, baba ya da bakım veren kişi her kimse onun davranışlarını kriter alırız.

Eğer o bizimle yeterince ilgilendiriyorsa demek ki biz de sevilmeye layık bir insan değiliz. Demek ki biz değerli değiliz algısı oluşur.

Tabii ben bunu böyle anlatıyorum ama bakın bunlar sizin kaderiniz değil. Yani evet, birtakım davranışlarınızın ya da duygularınızın, düşüncelerinizin sebebi çocukluğunuzda yaşadıklarınız olabilir. Fakat gelecekte bunları değiştirmek için öncelikle bunları fark etmek ve bunun üzerine çalışmak gerekir. Bizim zaten bu videoları yapmaktaki amacımız farkındalığı yaratmak. Dolayısıyla bunun her biri asla değiştirilebilir şeyler. Yani çocuklukta duygusal ihmale maruz kalmış olabilirim fakat bunu değiştirebilirim. Bu benim elimde. Bazı insanlarda da çocuklukta duygusal ihmale maruz kalmışlardır. Fakat yetişkinliklerinde bunun yarattığı öfkeyi daha farklı bir biçimde ortaya çıkartırlar ve tam tersine kendine aşırı güvenli, aşırı rekabetçi, böyle burnu havada, amiyane bir tabirle egosu yüksek “miş” gibi davranırlar. Aslında bu da yine çocukluktaki onaylanma ihtiyacının duygusal ihmalin göstergelerinden bir tanesidir. Evet, çocukluk hayatının aşk hayatını nasıl etkilediğini de merak ediyorsan eğer, bununla ilgili videomu izlemek isteyebilirsiniz.

Çocukluğun aşk hayatını nasıl etkiliyor? Aşk stilleri videomdan ulaşabilirsin. Eğer kişisel gelişim ve psikoloji konuları ilgini çekiyorsa kanalımıza abone olmayı unutma. Yorum yaparak bize destek olursan çok mutlu oluruz.

Hoşça kal.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir