KAYGI, OKB VE RAHATSIZ EDİCİ DÜŞÜNCELER İÇİN ÇOK ETKİLİ 1 EGZERSİZ DAHA!

Aşırı derecede düşünüyorum, zihnim bir türlü susmuyor, kaygılanmaktan, düşünmekten, takıntılı düşüncelerden, endişelerden, korkulardan bıktım artık diyorsan bu egzersiz tam da sana göre. Videonun ilk kısmında öncelikli olarak bu egzersiz nedir? Ne işe yarar? Neden ve nasıl etkili oluyor? Bundan bahsedeceğim. Ardından da egzersize geçeceğiz. Ancak lütfen direkt olarak egzersize geçme. Çünkü zihninin ve mantığının hazırlanabilmesi için bilgilendirme kısımlarında dinlenme en önemli. Ha! videoyu ikinci, üçüncü, dördüncü seyredişlerinde istersen tabii ki direkt olarak meditasyona geçebilirsin. Peki bu egzersiz neden etkili? Nasıl işe yarıyor? Bundan bahsedeyim birazcık Rahatsız edici düşünceler ya da duygular bir şekilde bize doğru gelmeye başladığında hemen bunu fark ederiz ve iç sesimiz devreye girer ve şunları söylemeye başlarız. Eyvah! İçim sıkılıyor, kaygılanıyorum. Sanki bir şey olacakmış gibi kötü hissediyorum. Bak! Kalbimde hızlı hızlı çarpmaya başladı. Sanki başımda dönüyor gibi. Ya! ya kaygılanırsam ya panik atak geçirirsem? Kaygı nöbeti geçirirsem? Bakın burada dikkat ederseniz artık kaygının kaygısını yaşamaya başlamış oluyoruz. Yani ya kaygılanırsam kaygısı yaşıyoruz. Dolayısıyla ya öyle olursa ya böyle olursa, ya şöyle olursa? Gibi düşüncelerle bu girdabın içerisinde boğulmaya başlıyoruz ve bir taraftan da bu girdabı bedensel birtakım belirtilerle destekliyoruz. Yani adeta bu düşüncelerle bir oluyoruz, bütünleşiyoruz, buna o kadar inanıyoruz ki. Yani biraz sonra panik atak geçireceğimize ya da biraz sonra bir kaygı nöbeti geçireceğimize o kadar inanmaya ve bu düşünce ile bütünleşmeye başlıyoruz ki bedensel belirtilerimizde buna tepki vermeye başlıyor haklı olarak. Ve biz bu bedensel belirtileri de gelecekte yaşayacağımız olası kaygı atağının bir göstergesi, bir kanıtı olarak görürüz.

Bak gördün mü zaten midem bulanıyor. Bak gördün mü kalbimde atıyor, kesin olacak demeye devam ediyoruz. Ve gerçekten de bu şekilde düşünmeye başladıktan kısa bir süre sonra pek çoğumuz kaygı atağı ya da panik atak geçiriyor. Bunu şunun gibi düşünün. Şimdi şu kağıt sizin o sırada yani kendinizi kötü hissetmeye başladığınız sırada zihninizden geçen düşünceler olsun. Ya kaygılanırsam ya panik atak yaşarsam ya işte bunu yapmazsan da başıma kötü bir şey gelirse, ya kötü bir şey olursa gibi o sıradaki duygularınız, düşünceleriniz ve hatta bedensel belirtileriniz dahi bu kağıt olsun. Şimdi bu sırada yani o düşünceler zihninizde dolaşırken bir süre sonra o düşüncelerle o kadar bütünleşiyorsunuz ki yani bu kağıdı o kadar çok kendinize yaklaştırıyorsunuz ki bir süre sonra bu kağıtla bir bütün oluyorsunuz ve gördüğünüz tek şey bu kağıt oluyor. Başka hiçbir şey görmüyorsunuz. Çevreye ve gerçekliğe dair dış dünyada olup bitenlere dair hiçbir şeyi görmemeye başlıyorsunuz. Tek gördüğünüz şey sadece bu kağıt. Bu kağıtla iç içe geçmiş ve bütünleşmiş durumdasınız. Yani kendi düşüncelerinizle iç içe geçmiş, bütünleşmiş ve bir olmuş durumdasınız. Oysa bu kağıdı biraz kendinizden uzaklaştırmaya başladığınızda, yani aranıza bu kağıtla bir mesafe koyduğunuzda bu kağıtla bir bütün olmayıp kağıdı ayrı bir yere konumlandırıp aradaki mesafeyi koyduktan sonra bu kağıdı uzaktan gözlemlemeye başladığınızda o zaman gerçekliği ve çevrede olup bitenleri daha sağlıklı bir şekilde görmeye başlıyorsunuz. İşte bugün yapacağımız bu çalışma bu kağıtla yani düşüncelerimiz ile kendimizi ayrıştırmak ve düşüncelerimizle ve aramıza bir mesafe koyup ardından bu mesafeden yargısız bir biçimde kendi düşüncelerimizi sakince gözlemlemeyi bize öğretecek.

Bakın dikkat ederseniz bugün yapacağımız egzersizle bu kağıdı yırtıp atacağız. Bu kağıt bir daha artık gelmeyecek ya da bu kağıdı alıp işte koltuğun altına saklayacağız demiyorum. Çünkü amacımız düşüncelerimizi bastırmak, yok saymak, yok etmek ya da onlarla savaşmak değil. Amacımız düşüncelerimizle, duygularımızla kendimizi ayrıştırmak, onu farklı bir yere konumlandırmak ve ardından bu konumlandırdığım yerden ona doğru sakince bakabilmek. Neden bu detayı özellikle belirttim. Çünkü çoğunlukla rahatsız edici duygular ya da düşünceler. Bize doğru gelmeye başladığında ilk yaptığımız şey onlardan kaçmak ya da onları bastırmaya çalışmak. Yok saymaya çalışmaktır. Oysaki bu rahatsız edici duygular ya da düşünceler sanki denizin üzerindeki bir deniz topu gibidir, bir plaj topu gibidir. Nasıl ki o topu aşağıya doğru bastırmaya çalıştıkça denizde o daha da şiddetlenerek yukarıya doğru çıkar. İşte duyguları ya da düşünceleri bastırmaya çalıştığımızda da kısa vadede rahatladığımızı zannetsekte uzun vadede onların tekrar daha da güçlenerek karşımıza çıktığını görüyoruz. O zaman çözüm aslında onlardan kaçmak ya da onları bastırmaya çalışmak yerine onları kabul etmek, kabul etmek derken boyun eğmeyi kastetmiyorum. Onların seline kapılıp gitmeyi kastetmiyorum. Onların orada var olduğunu görmek, kabul etmek ve onları kendimden ayırıp mesafeli bir yere koymaktan ve sakince onu gözlemlemeye çalışmaktan, yargılamadan, suçlamadan, eleştirmeden, sakince onu gözlemlemeye çalışmaktan bahsediyorum işte. Aslında çözüm bu. Ve bunu yapmaya başladığınızda mucizevi bir şekilde artık o düşünceler gelse bile çok daha rahat bir şekilde onları karşılıyorsunuz. Ve inanın bana zaten gelme sıklıkları ve oranları da azalmaya başlar. Şimdi bazılarınız şöyle diyebilir ya, işte herkes de bunu söylüyor.

Savaşma kabul et. Kolay mı arkadaş? O düşünceler geldiğinde, o duygular geldiğinde ben neler yaşıyorum sen biliyor musun? Diyebilirsiniz, ki merak etmeyin biliyorum. Çünkü vakti zamanında benim de böyle bir problemim oldu. Ancak ben de bu tekniklerle işte bununla baş etmeyi öğrendim. Bu düşünceleri kendimizden ayrıştırmak, onlara ayrı bir yere koymak. Aramıza mesafe koymak ve onları gözlemleme işi açıkçası biraz idman gerektiriyor yani belki bazılarınız ilk seferde bunu başaramayabilir. Ancak denemeye devam etmek lazım. Çünkü bunu bir kas gibi düşünün. Bir kası geliştirmek için en az 3-6 ay düzenli egzersiz yapmam gerekiyorsa, işte beynimizdeki bu düşünceleri kendimden ayrıştırma ve onları sakince yargısızca gözlemleyebilme gücünü de geliştirebilmek için düzenli egzersiz, idman şart. Ve bir süre sonra bunu yaptıkça, yaptıkça o kadar ustalaşıyorsunuz ki zaten ne yapacağınız konusunda çok bilgilisiniz ve böyle bir durum yaşadığınızda çok daha kısa sürede bu becerilerinizi devreye girmeye başlıyor. Çünkü o kas güçlenmiş oluyor. Her neyse bu egzersiz neden ve nasıl işe yarar konusunu eğer netleştirdiysek şimdi artık yavaşça egzersizimize geçelim. Rahat bir yere geçmenizi öneriyorum. Gözleriniz kapalı bir şekilde telkinleri dinleyin ve bahsedilen şeyleri zihninizde canlandırın. Bu arada bu tarz videoların devamının gelmesini istiyorsanız, kanala abone olmayı videoyu beğenmeyi ve yorum yapmayı lütfen unutmayın. Gözlerin kapalı her zamanki ritminde nefes alıp ver. Nefesini alıp verirken bedenindeki duyumlara odaklan, nefesi aldığında burnundan geçerken bıraktığı his. Sıcaklık ya da soğukluk. Göğsünün ya da karnının şişip inmesi. Nefesini verirken Burnundaki his gibi bedensel duyumlarına odaklan. Dikkatini koltukla temas eden vücut bölgelerindeki duyumlara ver.

Vücudunun koltuğa yaptığı basıncı, giysilerinin cildinle temasındaki duyumları fark et. Kendini zorlama, zihnini temizlemeye çalışma. Olduğu gibi doğal biçimde nefesler alıp ver. Egzersiz sırasında zihnin başka bir yere giderse, dikkatin dağılarsa nazikçe dikkatini tekrar egzersize ver. Ve kaldığın yerden devam et. Bu yüzden kendine yargılama. Unutma, dikkatinin dağıldığını fark ettiğin an yine andasın demektir. Şimdi kendini bir tepenin üstünde hayal etmeni istiyorum. Bu tepe hemen yanından geçen bir otoyolu görüyor. Bu otoyoldan çok sayıda araç geliyor ve geçiyor. Sense rahat bir şekilde tepede oturmuş, otoyolu ve yoldan geçen araçları gözlemliyorsun. Geçip giden araçları ve onlara bakan kendini gör. Bu otoyol senin zihnin! Araçlar ise zihninden her gün gelip geçen düşüncelerin. Şimdi zihnine odaklan ve zihninden geçen düşünce ya da duyguları bu arabalar olarak gör. Ve geçip gitmelerini izle. Olumlu ya da olumsuz ya da nötr. Zihninden geçen her bir düşünce ya da bedeninde hissettiğin her bir duyum, duygu bir araç olarak bu otoyoldan geçip gidecek. Ve Sen Bunu Göreceksin. Sadece araçların otoyolda geçip gidişini izle. Düşüncelerini, duygularını, duyumlarını yargılama, analiz etmeye çalışma didikleme, yorumlama. Onları değiştirmeye ya da bastırmaya çalışma. Her ne ise o düşünceyi yoldan gelip giden bir araba olarak gör ve sakince izle. Tepeden inip bir arabanın peşine takılırsan ve gidersen ya da yola atlayıp bir arabayı durdurmaya çalışırsan sonuç trafik kazası olacaktır. Tıpkı düşüncelerimizin girdabına girip kaybolduğumuzda ya da onları bastırmaya, durdurmaya çalıştığımızda olduğu gibi. Düşüncelerini, duygularını, duyumlarını her ne iseler ister olumlu ister olumsuz, ister çok korkunç, ister felaket olsun yargılamadan, didiklemeden, öncesini ve sonrasını düşünmeden.

Neden böyle hissediyorum? Bu hep böyle mi olacak? Demeden. Sadece izle. Ve geçip geçmelerine izin ver. Tıpkı bu araçlar gibi düşüncelerimiz de her gün zihnimizden gelir ve geçerler. Düşünceler geçicidir. Ancak sen kalıcısın. Ve sen düşüncelerinden ibaret değilsin. Daha fazlasısın. Şu anda zihninde korkunç düşünceler olabilir. Bunları fark et, gözlemle ancak bunları kendinle bütünleştirme. Sen onlar değilsin. Onları kendinden ayrıştır. Yoldan geçen arabalar gibi sadece gözlemle. Gelmelerini ve gitmelerini gözlemle. Ancak sen de kendini o trafiğe kaptırıp boğulma, yorumlama, yargılama. Neden hep böyle oluyor? Hep böyle mi olacak? Ya Hep böyle olursa? Deme. Sadece fark et. Ve izle. Tıpkı bir başkasının zihnini gözlemler gibi. Unutma. Duygular geçici, belki beş dakika sonra bu düşünceler duygular etkisini kaybedecek ancak sen hala burada olacaksın. Düşüncelerini araçlar şeklinde yolda izlerken bu araçların yolda kendi hızında ilerlemesine izin ver. Hızlandırmaya veya düşüncelerini aceleye getirmeye çalışma. Düşüncelerinden kurtulmaya çalışmıyorsun. Onların kendi hızlarında gelip gitmelerine izin veriyorsun. Ve senin işin onları fark etmek. Ve onlara fazlaca sarılmadan gelip gitmelerine izin vermek. Bunu yaparken zor veya acı verici bir duygu ortaya çıkarsa, örneğin iç sıkıntısı, kaygı veya hayal kırıklığı ya da her neyse. Sadece fark et ve yoldan geçen bir araç olarak gör. Ve gitmesine izin ver. Zihnine gelen her düşünce için bunu yap. Onu bir arabaya dönüştür. Ve yoldan geçip gitmesini izle. Şimdi dikkatini tekrar nefesine ve bedensel duyumlarına var. Derin bir nefes al. Ve hazır olduğunda gözlerini aç. Bu egzersizden sonra nasıl hissettiğini yorumlarda bizimle paylaşmayı unutma.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir