KIRMADAN SÖYLE AMA NASIL? (Geri Bildirim Verme Tekniği)

Keşke şöyle bir yol olsa da karşı tarafı kırmadan, üzmeden hatta onu öfkelendirmeden rahatsız olduğum şeyleri şöyle onla bir konuşabilsem mi diyorsunuz? Üzüm yiyeyim ama bağcıyı da dövmeyim mi diyorsunuz? Aslında bunun bir yolu var. Gelin bu hafta bu yol nedir? nasıl yapılır?  Bunu konuşalım. Arkadaşlarınızdan, ailenizden ya da belki İş yerinden herhangi biri sizi rahatsız eden bir davranışta bulunduğunda ya da sizi rahatsız eden bir söylemde bulunduğunda ne yapıyorsunuz?

Aman nasıl olsa konuşsam da anlamayacak bir şey değişmeyecek. Bari aramız bozulmasın diye hiçbir şey olmamış gibi üstünü mü örtüyorsunuz? Yoksa o kişilerle iletişimi azaltıp bir süre sonra da iletişimi koparıyor musunuz? Ya da daha kötüsü aynı üslupla ona aynı şekilde mi davranıyorsunuz? Aslında bu saydıklarımızın her biri aradaki iletişime zarar veren tepkiler. Aman zarar verirse versin mi diyorsunuz? Belki kısmen haklı olabilirsiniz ama bazı kişilerle iletişimimizi kopartamıyoruz. Öyle bir lüksümüz yok.

Mesela aynı iş yerinde çalıştığım insanlarla belli bir miktarda her gün iletişim kurmak zorunda olabilirim. Bu durumda ne aradaki iletişim bozulmasın ne de benim kafamdakiler içimde kalmasın istiyorsanız orta bir yolu bulmak lazım. Yani o kişiyle karşılıklı konuşmak lazım. Konuşmak ama bu konuşmanın da elbetteki seçtiğiniz kelimelerden beden dili ve ses tonunuza kadar belli bir üslupta olması gerekiyor ve bunlar çok çok önemli küçük noktalar. Bizi rahatsız eden davranışları ya da söylemleri hakkında karşı tarafla konuşmadığımız zaman bir süre sonra o konuşamadığımız şeyler içimizde birikecektir ve olur olmadık bir yerde ani bir patlamayla kendini gösterecektir. O yüzden en temizi zaman geçmeden sağlıklı bir iletişim formu yakalamak. Öte yandan belki de bizi rahatsız eden kişi o davranışı farkında olmadan yapıyor. Fark etmesi için ona bir şans tanımak lazım. Ya da belki kötü niyetle yapmıyor. Belki de hiçbir şeyi düşündüğümüz gibi değil. Bunu anlamanın tek yolu karşılıklı iletişim. Şimdi Efendim davranışlarının bize olan etkilerine dair, ona bilgi verme sürecine geri bildirim diyoruz ve geri bildirim vermek bir sanattır. Üzerinde düşünülmesi gerekir. Hazırlık yapılması gerekir. Planlama yapılması gerekir. Her seçtiğiniz kelime özenle düşünülerek hazırlanmalıdır. Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru üslupla verilen bir geri bildirim gerçekten de bir başarıdır. Çoğu zaman iletişimi ve ilişkileri kurtarır. Peki geri bildirim verirken nelere dikkat edelim? Maddeler halinde gelin bunu inceleyelim.

Şimdi bir kere bu geri bildirim işini ciddiye almak lazım. Öyle laf arasında ayaküstü geri bildirim vermek olmaz. Ayrı bir yer ve zaman belirleyin. Hatta geri bildirim vereceğiniz kişiye örneğin çarşamba günü müsait misiniz? Seninle bir konuda konuşmak istiyorum deyip onu ayrı bir yere davet edin. Geri bildirim işini aceleye getirmeyin. Ancak arayı da fazla açmayın. Örneğin 6 ay önceki bir davranışla ilgili bir geri bildirim vermek pek de etkili olmayacaktır. Öte yandan karşı taraf ne kinciymiş ya? Diyebilir. Direkt konuya girmeyin. Tatlı tatlı başlayın tatlı tatlı bitirin. Karşı taraf diyelim ki görüşmeye geldi, siz ona geri bildirim vereceksiniz. Acaba benimle ne konuşacak ki? Diye gergin gelmiş olabilir. Ya da belki de tahmin ediyordur mevzuyu. O yüzden o gerginliği alabilmek adına öncelikle yumuşak bir giriş yapın ve tatlı bir mevzudan sohbet açın. Ne bileyim. Dün akşamki maç olabilir. Onunla ilgili beğendiğiniz bir özelliği olabilir. Mesela geçen günkü sunumda çok başarılıydın. Tebrik ediyorum seni ya da aaa kıyafetin ne kadar hoş gibi yumuşak bir şekilde tatlı bir giriş yapın ortam yumuşadıktan sonra ardından geri bildirim vermek istediğiniz davranışla ilgili konuşmaya başlayın ki bu çok önemli bir adım. Burayı ayrıca konuşacağız. Bir sonraki maddede. Geri bildiriminizi verip karşı tarafın davranışıyla ilgili ya da sizin rahatsız oldunuz konuyla ilgili konuşup bir çözüme ulaştıktan sonra ise konuşmayı yine tatlı bitirin.

Yani gergin bir şekilde ayrılmayın. Tatlı başla arada ve acıyı sonra tekrar tatlı bitir. Bu arada ver acıyı dediğime bakmayın. Orayı da aslında acı vermiyoruz. O ara kısımda da ben dili ile etkili bir şekilde geri bildirim veriyoruz. Demin dedim ki karşı tarafın sizi rahatsız eden davranışını ya da söylemini ben diliyle ona aktarın. Yani ben diliyle geri bildirim verin. Peki ama nedir bu? “Ben dili”, Ben dili; Karşı tarafın davranışları ile ilgili gözlemlerinizi -bakın bunun altını çiziyorum- gözlemlerinizi ve bu davranışların size olan etkisini, duygularınızı ve düşüncelerinizi öznesi ben olan cümlelerle ona aktarma sürecidir ve bunu yaparken kesinlikle karşı tarafı suçlamayız. Karşı tarafı yargılamayız. Karşı tarafın davranışını yorumlamayız. Sadece objektif bir gözlemdir söylemlerimiz. Örneğin beni hiç düşünmüyorsun demek yerine nokta nokta davranışını gösterdiğinde kendimi değersiz hissediyorum demek gibi. Ya da hep geç kalıyorsun demek yerine geçen gün toplantıya 9:45’te giriş yaptığını gözlemledim. Demek gibi. Dikkat ederseniz burada sadece objektif bir dille davranışı ya da olayı söylüyorum. Bu olaya kendi yorumumu katmıyorum. Karşı tarafı suçlamıyorum ve yargılamıyorum. Çünkü belki de benim suç olarak gördüğüm şey aslında onun bambaşka bir niyetle yaptığı bir şey. O yüzden sadece objektif gözlem var. Karşı tarafı suçlayan ya da yargılayan, daha düşmanca bir tavır içeren dil ise “Sen” dilidir. Mümkün olduğunca geri bildirimleriniz de sen dilinden uzak durmaya çalışın.

Sen dil ile geri bildirim verdiğiniz zaman karşı taraf yaralanacaktır ve bu yaralanmanın etkisiyle o da ya sizi yaralamaya çalışacaktır ya da savunmaya geçecektir. Yani ya o da sizi suçlayacaktır ya da savunmaya geçip komple iletişimi kesecektir. Çünkü haksızlığa uğradığına inanıyordur. Genellikle insanlar geri bildirim verdiklerini zannederler. Oysa yaptıkları şey aslında karşı tarafı suçlamak ve yargılamaktır. Bu yüzden de ya konuşsak da anlamıyor, konuşuyorum daha kötü oluyor derler. Halbuki minicik nüans farklarıyla vermek istedikleri ana mesajı karşı tarafa çok daha sağlıklı biçimde aktarabilir ve ilişkileri de bozulmaz. Peki suçlayıcı olmamak için ne yapmak lazım? Suçlayıcı olmamak için karşı tarafla konuşmak istediğiniz konuyla ilgili cümlelerinizi önceden planlayın. Hatta oturun yazın. Dedim ya bu işi ciddiye alın. Öyle kolay değildir. Anlık olarak çünkü genellikle ağzımızdan ilk çıkanlar kolay olanıdır. Yani suçlama cümleleridir. Ben diliyle cümle oluşturabilmek için karşı tarafın davranışları ile ilgili gözlemleriniz ve bu davranışların sizde yarattığı etki, duygu ve düşüncelerinizi belirtmeniz gerekiyor. Diyelim ki eşinize geri bildirim vereceksiniz. Biraz kaygan bir zemin, hassas bir nokta.

Eşiniz sizle sinemaya gitmek yerine o gün maça gitmeyi tercih etti ve siz bundan dolayı rahatsız oldunuz. Kendinizi kötü hissettiniz. Bu konuyu onunla konuşmak istiyorsunuz. Şimdi ilk etapta eğer sen diliyle şunu derseniz hiç beni düşünmüyorsun düşüncesizsin beni bıraktın maça gittin derseniz sen dilini kullanmış olacaksınız ve büyük bir olasılıkla karşı taraf yaralandığı için suçlandığı için o da sizi suçlamaya başlayacak ya da iletişimi kesecek bir şekilde ipler gerilecek. Halbuki bunun yerine ben diliyle bu sorunu halletmeye çalışsak ne yapabiliriz? Mesela bizi rahatsız eden davranış ne? Maça gitmesi güzel. Önce bunu objektif olarak söyleyelim. Dün gece sinemaya gideriz diye düşünmüştüm. Ancak maça gideceğini öğrenince kendimi kötü hissettim. Değersiz hissettim. Bakın ilk cümleyle ifade ettiğimde yani sen diliyle düşüncesizsin beni bıraktığın arkadaşlarımla gittim dediğimde karşı taraftan alacağın tepkiyle ikinci cümle arasında oldukça büyük bir fark vardır. Sözün özü suçlayıcı olmamak için. Ben diliyle karşı tarafın davranışlarını konuşmak istediğiniz konuları planlayın. Geri bildirim verirken hep, hiç, her zaman, asla gibi genelleme kalıplarını kullanmayın. Bunun yerine yer ve zaman belirtin. Somut örnekler verin. Mesela sen hep geç kalıyorsun demek yerine net bir şekilde tarih ve yer belirterek çarşamba günü yaptığımız toplantıya saat nokta nokta da giriş yaptığını gözlemledim gibi yer ve zaman belirterek somut örneklerle geri bildirim verin. Sorun değil, çözüm odaklı olun unutmayın. Amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Bu yüzden amacımız karşı tarafın kişiliğini rencide etmek, ona acı çektirmek.

Canını yakmak değil. Amacımız ortada var olan bir sorunu çözmek. Bundan dolayı da konuşurken karşı tarafı suçlayıcı, kişiliğine hakaret içeren cümleler değil. Daha çok bunu nasıl çözebiliriz, bunu nasıl halledebiliriz üzerine odaklansın konuşmalarınız. Ve son olarak beden diliniz ve ses tonunuzda tabii ki çok önemli. Hangi kelimeyi kullanırsanız kullanın, eğer beden diliniz ve ses tonunuz suçlayıcı ise bu durumda kelimelerin çok da bir anlamı kalmıyor. Bundan dolayı daima dostça ve olumlu bir yaklaşım içerisinde ve sorunu çözme odaklı bir yaklaşım sergileyin bakın ben bunları burada böyle kolay kolaymış gibi anlatıyorum ama iş eyleme döküldüğünde bu gerçekten de ayrı bir ciddiyet ve özen istiyor. İsterseniz bunu bir deneyin. Mesela rahatsız olduğunuz bir davranışla ilgili karşı tarafa nasıl geri bildirim verirdim? Bir yazın, yazmaya çalışın. Bakın en az beş on dakika uğraşacaksınız bununla ilgili olarak ve göreceksiniz ki ya bu işler göründüğü kadar kolay değilmiş. Aslında belki de meğerse benim önceden yaptığım şey geri bildirim vermek değilmiş de sanırım karşı tarafı suçlamakmış diyeceksiniz. Farklı bir bilinçle, farklı bir bakış açısıyla artık bundan sonra konuşmalarınızda bakmanızı öneriyorum. Kişisel gelişim ve psikoloji konuları ile ilgileniyorsanız kanalımız abone olmayı unutmayın. Bu arada yaptığınız her yorum hem bizi motive edecek hem de kanalımız daha yukarılara doğru çıkmasını sağlayacak. O yüzden mümkünse yorum da yapın. Haftaya kadar kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir