KORKU TAKINTI FOBİ UYKUSUZLUK KEKEMELİK GİBİ SORUNLARI YENMEK İÇİN İLGİNÇ BİR TEKNİK

Merhaba psikoloji severler bu videoda yüz yılı aşkın süredir korkular, fobiler, takıntılar ve hatta uykusuzluk gibi pek çok problemde kullanılan ve adı Victor Frankl      ile anılan ilginç bir teknikten bahsedeceğim. Bu teknik nedir, ne işe yarar ve nasıl çalışır? Detaylar videoda. Kişisel gelişim ve psikoloji ile ilgili farkındalık uyandırmayı amaçlayan kanalımıza katıl üyesi olarak destek veren abonelerimize teşekkür etmekle başlamak istiyorum. Eğer sizler de çok emek verdiğimiz ve gerçekten de ciddi bir mesaimizi alan bu kanala destek vermek istiyorsanız katıl üyesi olarak ya da abone olarak ya da aşağıya yorum yazarak bize destek verebilirsiniz. Nörolog ve psikiyatrist Victor Frankl, İkinci Dünya Savaşı sırasında birbirinden farklı kamplarda toplam 4 yılını geçirdi. Ve bu kamplarda kız kardeşi hariç tüm ailesini kaybetti. Yaşadığı bu korkunç deneyimlerin ardından Frankl adeta küllerinden tekrar doğdu. Kampın ardından Logo Terapi adı verilen bir psikoterapi ekolü geliştirdi. Bu ekolün ana fikri Frankl’ı o toplama kamplarında da hayatta tutan şu temel fikre dayanıyordu. Kendi hayatlarında kişisel anlamlarını bulmuş olan kişiler daha mutlu ve daha dayanıklıdır. Biraz sonra anlatacağım teknik logo terapide de sıkça kullanılan bir tekniktir. Bu arada Victor Frankl ve logo terapi hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız muhteşem eseri İnsanın Anlam Arayışı adlı kitabını okuyabilirsiniz. Aslında birazdan bahsedeceğim bu teknik her ne kadar Viktor Frank ile anılıyor olsa da, daha öncesinde 1920’li yıllarda Knight Dunlap ve sonrasında Alfred Adler gibi başka uzmanlar tarafından da kullanılmıştır.

Ancak sistematik hale getirilmesi Victor Frankl tarafındadır. Frankl’la bir gün doktor bir danışan gelir. Bu danışanın problemi diğer insanların yanında aşırı terleme korkusudur. İnsanlarla bir araya geldiğinde yani sosyal ortamlara girdiğinde bu aşırı terleme korkusu onu stresi sokuyordu ve gerçekten de bu stresin sonucunda çok daha fazla terlemeye başlıyordu. Yani aslında korkunun korkusu onu daha da stresli bir hale getiriyordu ve en nihayetinde o en baştaki korku gerçekleşiyordu ve daha çok terliyordu. Frankl bu duruma beklenti kaygısı der. Yaşayanlar bilirler, adeta bir kısır döngüdür bu. Herhangi bir deneyim yaşarsınız ve bu deneyimin ardından korku ya da stres gibi sizi rahatsız eden bir duygu durumunun içerisine girersiniz. Stresten kaynaklı o sırada vücudunuz savaş kaç tepkileri vermeye başlar? Yani örneğin kalp atışınız hızlanabilir, terlemeye başlayabilirsiniz. Kaslarınız titremeye başlayabilir ve zihniniz karma karışıktır. Bu deneyim başlı başına bizi travmatik bir etki yaratır ve bundan sonraki süreçte de ya benzeri bir şeyi yaşarsam ya nokta nokta olursa korkusu yaşamaya başlarız ve bu durumu yaşama olasılığımızın olduğu ortamlardan ya da durumlardan kaçınmaya başlarız. Örneğin ya panik atak geçirirsem diyerek sokağa çıkamamak, ya titrersem sesim titrerse diye düşünerek sunum yapamamak ya da sosyal ortamlara girmemek gibi. Ancak bu kaçış ne yazık ki en baştaki korkunuzu daha da pekiştirir ve daha da güçlendirir. Anlık olarak kaçarak kurtulsak bile kısa vadede, uzun vadede bu korkumuzun daha da kökleşmesine yol açar. İşte bu gibi durumlarda Victor Frankl’ın kullandığı teknik paradoksal niyet tekniğidir.

Paradoksal niyet tekniği, korkunun korkulan durumu yarattığı ve aşırı isteğin arzulanan şeyi imkansız kıldığı gerçeğine dayanıyor. Aşırı istek arzulanan şeyi imkansız kılar. Örneğin uykusuzluk çekiyorsunuz ve uyumak istiyorsunuz. Uyumayı çok istiyorsunuz. Aşırı isteğiniz uyumak. Ancak siz uyumak istedikçe uyumam lazım dedikçe buna odaklandıkça uykunuz daha da çok kaçıyor. Bunun gibi bir şey. Burada paradoks kelimesini çelişki olarak düşünebilirsiniz. Paradoksal niyet, yani çelişkili niyet. Bu teknikte çelişkili bir niyet geliştiriyoruz. Neyle çelişkili? Bizde korku yaratan durumla. Bizde beklenti kaygısı oluşturan durumla ilgili çelişkili bir niyet geliştiriyoruz. Örneğin kişi fobi belirtileriyle geliyorsa, o kişiden korku duyduğu durumu, arzulamasına dair bir niyet geliştirmesi istenir. Mesela evde yalnız kaldığında bayılmaktan korkan bir kişiye. Bundan sonraki süreçte evde yalnız kaldığında bayılmak için çabala denebilir. Ya da sunum yaparken çok titrediği için sunum korkusu olan bir kişiye bundan sonraki ilk sunumunda hiç titremediğin kadar titremeye çalış denilebilir. Benzer şekilde Frankl, kendisine terleme korkusuyla gelen danışmanına bundan sonra korku yaratan durumlarda daha fazla, daha da abartılı bir şekilde terlemeye çalışmasını önerdi. Dedi ki kendi kendine de ki bundan önce sadece bir litre terliyordum ancak şimdi en az 10 litre terleyeceğim. Dikkat ederseniz burada korku yaratan durumdan kurtulmayı, yani aşırı terlemeden kurtulmayı istemek yerine paradoksal olarak yani çelişkili olarak tam tersine daha da fazla terlemeyi, abartılı bir şekilde terlemeyi istiyoruz ve buna niyet ediyoruz.

Peki bunun ardından Frankl’ın terleyen hastasına ne mi oldu dersiniz? Bu tekniği uyguladıktan bir hafta sonra bu korkusundan, bu fobisinden kalıcı olarak kurtuldu. Bazen de kişiden takıntıları ve anksiyetesiyle baş edebilmesi için korkusu ya da takıntısı her ne ise onunla ilgili belirtileri abartılı bir şekilde yaşadığı bir sahneyi komik bir şekilde zihninde canlandırması istenebilir. Böylelikle kişi, o duyguyu yaşayan benlik durumundan çıkıp izleyen benlik konumuna geçer. Yani o duygudan kendini ayrıştırır, kendisi dışarıdan görebilir. Örneğin sunum korkusu olan bir kişiye sahnede işte hatalar yapmaktan korktuğu için sunum korkusu geliştirmiş bir kişiden kendisini zihninde sahnede saçma sapan, komik ve abartılı hatalar yaparken zihninde bir canlandırma yapması istenebilir. Paradoksal niyet tekniğinde aslında mizah unsuru önemli bir rol oynamakta. Paradoksal niyet tekniğine göre birey kendisine dışarıdan bakabildiğinde kendiyle dalga geçip gülebildiğinde zamanla korkularından da uzak ulaşacaktır. Paradoksal niyet tekniğinin uykusuzluk, kekemelik, çeşitli fobiler örneğin sahne fobisi, sosyal fobi ya da sınav kaygısı, tırnak yeme gibi birçok problemde etkili olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar var. Ancak bu demek değildir ki her zaman herkeste işe yarayan bir tekniktir. Doğru zamanda, doğru yerde ve belki de bir uzman psikoterapist tarafından başka tekniklerle de desteklenerek uygulandığında çok daha başarılı bir sonuç elde edilebilir. Kişisel gelişim ve psikoloji ile ilgili bu kanalda her hafta iki tane yepyeni video yayınlıyoruz. Bu videoları kaçırmak istemiyorsanız, haberdar olmak istiyorsanız kanala abone olmayı unutmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir