NASIL MUTLU OLUNUR? – Mutlu Olmak için Uygulanabilir 12 Öneri

Bugün Kaliforniya Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Sonja Lyubomirsky’nin Nasıl Mutlu Olunur isimli kitabındaki araştırmalarla kanıtlanmış 12 adet bilimsel önerisi hakkında konuşacağız. Hazır mısınız mutlu olmaya?

Öncelikle şunu belirtmeme izin verin. Herkes için geçerli tek bir mutluluk formülü tabii ki yok. Her birimiz sahip olduğumuz değerler, bakış, acılarımız, beklentilerimize göre farklı farklı yollarla mutlu olabiliriz. Bunu neden söylüyorum? Biraz sonra sayacağım önerileri dinleyip sizin kişiliğinize, yapınıza, ihtiyaçlarınıza koşullarınıza uygun olan bir ya da belki birkaç tanesini seçip uygulamanız çok daha sağlıklı olacaktır. Yani bahsedeceğim bütün öneriler size uymayabilir. Şimdi bazılarınız yav bu ülke de bu koşullarda nasıl mutlu olalım? Diye düşünebilir. Saçmalık bunlar diyebilir. Dışsal faktörlerin mutluluğumuz üzerinde çok çok etkili olduğunu, bu yüzden mutlu olup olmamanın aslında bizim elimizde olmadığını düşünebilirler. Sonja kitabında bu savınıza şöyle cevap veriyor. Yaşam koşulları gibi dışsal faktörler mutluluğumuz üzerinde sadece yüzde 10 oranında etkili. Peki geriye kalan yüzde 90’ın içerisinde neler var? Şöyle bir bakalım. Tek ve çift yumurta ikizleri üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki mutluluğumuzun yaklaşık yüzde 50’si genlerimize bağlı. Yani annemiz ve babamızdan genetik olarak bize aktarılan miras. Mutluluğumuzu neredeyse yüzde 50’sini belirliyor. Yani eğer depresif bir anneye ya da babaya sahipseniz, işiniz diğerlerine oranla biraz daha zor olabilir gerçekten de ama illa böyle olmak zorunda da değil. Çünkü geriye kalan yüzde 40’lık kesim daha var. Evet yüzde 50 dedik ki genler, yüzde 10 dışsal faktörler. Yani hangi ülkede yaşadığınız, zengin ya da fakir olup olmadığınız, güzel ya da çirkin olup olmadığınız, evli ya da bekar olup olmadığınız gibi dışsal faktörler. Yaşam koşulları yüzde 10. Geriye kalan yüzde 40 ne peki? Geriye kalan yüzde 40 ise eylemleriniz, düşünceleriniz, bakış açılarınız ve yapıp ettikleriniz yani mutluluğumuzun en az yüzde 40’ı kesin olarak bizim elimizde.

Hatta bu dışsal faktörlerin, yani yaşam faktörlerinin, yaşam koşullarının bir kısmının da aslında bizim elimizde olduğunu düşünürsek bence mutluluğumuzun neredeyse yüzde 50’si en az bizim elimizde. Madem yüzde 40’lık bir kısım bizim elimizde. Peki ne yapalım ne edelim de mutlu olalım? Araştırma sonuçları ne diyor? Öneriler neler? Başlayalım. Birinci önerimiz başa çıkma stratejilerini uygulamak. Ne demek bu? Mutlu insanlar, dayanıklı insanlar da bizler gibi krizler yaşıyorlar hatta bazen çeşitli travmalara ve trajedilere maruz kalıyorlar. Fakat tüm bunlara rağmen bir şekilde ayakta ve dengede kalmayı başarıyorlar. Peki bunu nasıl yapıyorlar? Çeşitli başa çıkma stratejileri geliştirerek yapıyorlar. Araştırma sonuçlarına göre bu başa çıkma stratejilerini iki ayakta topluyoruz. Bunlardan bir tanesi soruna yönelik probleme yönelik başa çıkma stratejileri iken bir diğeri duyguya yönelik başa çıkma stratejileri. Bazı insanlar sorun yaşadıklarında ya da herhangi bir kriz yaşadıklarında bu sorunla ilgili acaba ben neyi değiştirebilirim? Acaba ne yaparsam bu sorunu çözebilirim üzerine odaklanırlar. Dolayısıyla bu tarz bir başa çıkma stratejisine, soruna yönelik başa çıkma stratejisi diyoruz. Diyelim ki maddi sıkıntılar yüzünden bir kriz yaşıyor kişi o sırada. Ve bununla ilgili problemleri var. Oturup karamsarlık yerine kafasını şuna yoruyor. Ne yapabilirim de ben bu maddi durumu bir şekilde değiştirebilirim? Şimdi bu evet geçerli bir başa çıkma stratejisi. Ancak bir de bazen değiştiremeyeceğimiz şeyler var. Yani bazen de sorunla ilgili değiştirebileceğimiz bir durum ortada yoktur. Bu durumda soruna yönelik başa çıkma stratejileri işe yaramaz. Mesela diyelim ki yaşadığımız acı, sevdiğimiz bir kişinin kaybı ile ilgili olsun, yani ölümle ilgili olsun. Sonuçta bu sorunla ilgili değiştirilebilecek bir şey yoktur.

Sevdiğimiz kişiyi geri getiremeyiz. İşte bu noktada yani değiştirilemez unsurlar devreye girdiğinde ise duyguya yönelik stratejiler devreye giriyor. Araştırmalar diğerlerine göre daha mutlu, daha dayanıklı. Bazı insanların şu stratejiyi kullandığını gösteriyor. Bu insanlar herhangi bir travmatik olayın ardından bir krizin ardından kendilerine şu soruyu soruyorlar. Bu olay bana ne öğretti? Bu olay kişiliğime ne kattı? Bu olay sayesinde kendimle ilgili neyin farkına vardım? Evet, gerçekten de her acı verici olayın ardından bu yönlere odaklanmaya çalışan insanların bu acıları, bu travmaları daha kolaylıkla atlattığı görülmüş. Belki sizler de acıların ardından her şerdeki hayrı görmeye çalışarak kendinizi daha mutlu edebilirsiniz. Sonuçta bu kanıtlanmış stratejilerden bir tanesi aynı zamanda bu zorlu durumlarda zorlu yaşam deneyimlerinde çeşitli başa çıkma stratejilerini keşfedebilmek, geliştirebilmek adına kendi kendinize sonra bileceğiniz 9 tane sorunun bulunduğu bir vizyon var. Bunu da izlemenizi öneririm. Bu videoya şurada ulaşabilirsiniz. Ayrıca açıklama kısmındaki linkten ulaşabilirsiniz. Burada da yine kendinize çeşitli stratejiler geliştirmeniz sağlayacak çeşitli soruları sizlerle paylaşıyorum. Dayanıklı insanların kullandığı bir diğer strateji ise sosyal destek. Yani eş, dost, akraba desteğim. Gerçekten de bu insanlar herhangi bir sıkıntı yaşadıklarında, sorun yaşadıklarında bunları kaliteli ve yeterli bir çevre ile paylaşıyorlar. İnsanlar ve bunlar üzerinde yapılmış araştırmalar gösteriyor ki özellikle yas duygusu, Glukokortikoid adı verilen bir hormonlarla alakalı ve arkadaşlık ortamı bu hormonun salgılanmasını azaltıyor. Yani size daha iyi hissettiriyor. Yani yas duygusuyla baş edebilmenin etkili yollarından bir tanesi. Arkadaşlarınızla, eşinizle, dostumuzla görüşmek, onlarla duygularınızı paylaşmak. Gerçekten de sosyal destekle ilgili yapılmış araştırmalar yine bize gösteriyor ki herhangi bir travmatik durumun ardından bunu çevrelerindeki insanlarla paylaşabilen, yeterli desteği ve kaliteli bir şekilde desteği alabilen insanlar travmalarla, sıkıntılarla daha rahatlıkla baş edebiliyorlar.

Yeterince sosyal desteğiniz, güvenebileceğiniz, dertleşebileceğiniz eşiniz, dostunuz, akrabanız yok mu? O zaman size şöyle bir öneri getiriyor Lyubomirsky, size sıkıntı veren duygularınızı ve düşüncelerinizi yazarak ifade edin. Evet, sıkıntı yaratan durumlarla ilgili yazmak. Duyguları yazarak ifade etmenin gerçekten de travmalarla baş etmede faydalı sonuçları olduğuna dair çok sayıda araştırma sonucu var. Lyubomirsky bunu şuna bağlıyor. Herhangi bir acı verici olayla ilgili duygularımızı, düşüncelerimizi kağıda aktardığımız da yazarak ifade ettiğimizde bu düşünceler belli bir düzene girer. Neden sonuç ilişkisi oluşur ve anlam kazanmaya başlar. Halbuki öbür türlü beynimizde bu düşünceler acı verici ve karmaşık bir biçimde dolaşıp dururlar. Beyin için düzenli veriyle baş etmek dağınık veri ile baş etmekten daha kolaydır. Bu yüzden yazmak gerçekten de etkilidir diye açıklıyor Psikolog Lyubomirsky. O zaman hemen kendinize bir defter bulun ya da tabletten ya da bilgisayardan bir dosya oluşturun ve sizi üzen, sizi yıpratan olaylarla ilgili en derin düşüncelerinizi, en derin duygularınızı kelimelerle yazıya dökün, aktarın ve rahatlayın. Zorluklarla başa çıkmanın etkili diğer yollarını, diğer stratejileri öğrenmek istiyorsanız, bunlarla ilgili olarak kanalındaki stresle başa çıkma, stresten kurtulma yolları oynatma listemde videolara bakabilirsiniz. Her birini tek tek anlatırsan burada çok uzun olacağı için şuradan o listeye ulaşabilirsiniz. Efendim, yazarımızın ikinci önerisi yaşamın tadını çıkarmayı öğrenmek. Peki ama yaşamın tadını çıkarmayı nasıl öğreneceğiz? Yaşamda çoğu zaman var olan güzelliklerin, iyiliklerin çok da farkında değilizdir. Zaman içerisinde bunları kanıksamaya başlarız ve fark etmemeye başlarız.

Yani bir süre sonra bunlara alışırız. Artık eskisi kadar bizim dikkatimizi çekmeye başlarlar. İşte eğer mutlu olmak istiyorsak hali hazırda var olan hatta geçmişte var olmuş ve gelecekte de var olacak bu güzelliklerin daha fazla farkında olmamız gerekiyor. Zira diğerlerine oranla daha mutlu insanlar bu güzelliklerin daha fazla farkındalar. Peki bunu arttırmak için ne yapabiliriz? Bunun için bir araştırmada depresyon hastalarına verilen önerilerden faydalanabiliriz. Bu araştırmada depresyon hastalarının şu görev veriliyor. Belirli bir süre boyunca her gün yaptığınız ve her gün hızlıca yapıp bitirdiğiniz sıradan bir görev seçin. Örneğin yemek yemek, metroya yürümek ya da diş fırçalamak gibi. Ardından bu etkinliği her gün birkaç dakika daha fazla vakit ayırarak, daha farkında olarak ve tadını çıkararak yapmayı deneyin deniliyor. Gerçekten de depresyon hastaları bunu yapıyorlar ve araştırmanın sonucunda görülüyor ki depresyonlarında ciddi bir düşüş, mutluluk seviyelerinde ise ciddi bir yükselme oluyor. Peki ama bu neden oluyor? Neden böyle bir şey etki ediyor? Bakın aslında depresyon hastalarına verilen bu görev bir anda kalma çalışması, bir farkındalık çalışması. Bunu yaptığınızda yani her gün o hızlıca yaptığınız aktiviteleri artık biraz daha yavaş, daha farkına vararak, daha tadını çıkarmaya çalışarak yapmaya başladığınızda bir süre sonra dikkatiniz zihniniz ağına çekilmeye başlıyor. Yani tamamen anda şimdimi burada oluyorsunuz. Dolayısıyla. Geçmişim, pişmanlıkları, özlemleri, üzüntüleri ile uğraşıyorsunuz. Ne de geleceğin kaygıları ile uğraşıyorsunuz. Tüm dikkatiniz, düşünceleriniz anda şimdi ve burada olduğu için kendinizi daha iyi hissetmeye başlıyorsunuz ve işin iyi yanı düşünceniz anda olduğunuz için etrafınızı. Daha önce farkına varmadığınız çok sayıda güzelliği de fark etmeye başlıyorsunuz.

Bunu düzenli yaptığınızda bu kalıcı hale gelmeye başlıyor. Aslında bu Mindfulness tekniği eğer bunun nasıl yapıldığını ve neden işe yaradığını daha detaylı şekilde öğrenmek isterseniz ve bununla ilgili her gün uygulayabileceğiniz mini bir egzersizi de öğrenmek isterseniz, kanalımdaki Mindfulness tekniğiyle ilgili videolara ulaşabilirsiniz. Bu videoların linklerini yine açıklama kısmında sizlerle paylaşacağım. Tabii bu önerdiğimiz teknik yani anda kalma farkında olmayla ile ilgili teknikler aslında şu andaki güzelliklerin farkına varmak ile ilgili. Yazar, geçmişteki güzelliklerin de farkına varmayla ile ilgili çalışmalar yapın diyor. Mesela ne yapabiliriz bununla ilgili bir albüm oluşturabilirsiniz diyor. Kendinizi geçmişte olumlu deneyimlerinizi anımsatan, ne bileyim fotoğraflardan ya da nesnelerden oluşan bir albüm hazırlayın. Bir kutu da olabilir bu içinde belki geçmişteki olumu deneyimlerinizi anımsatan eşyalar da olabilir. Bunları bir albümde ya da bir kutuda bir yerde toplayın diyor. Bunlar sizin mutlu anılar kutunuz ya da mutlu anılar albümünüz olsun diyor. Ve kendinizi kötü hissettiğiniz zaman o albümü elinize alın ya da o kutuyu elinize alın. Açın ve geçmiş mutlu anılarınızı şöyle bir tekrar hatırlayın diyor. Tabi ki bunu yaparken sizi bu andan kopartacak şekilde çok sık ve çok yoğun yapmamanız gerekiyor. Aksi takdirde geçmişte yaşamaya başlamış oluyorsunuz. Bunu böyle dozajında yaptığınız zaman kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda iyi hissettirebilmek adına faydalı olabilir diyor. Yaşamın tadına varmayı arttıracak bir diğer önerisi ise yaşamın geçiciliğinin farkına varmak yazarımızın yani diyor ki yazarımız yaşamın geçici değinin farkına varacağınız aktiviteler, deneyimler yapın diyor. Örneğin acı tatlı deneyimler dediği bir şey var bittersweet diye yabancı dilde bahsedilen. Yani hem acı tarafı olan hem de tatlı tarafı olan.

Yani bir taraftan bizi mutlu eden ama bir taraftan da mutsuz eden deneyimler yaşamın geçiciliğini daha çok hatırlatır diyor ve o an anın daha fazla farkına varmamız ve değerini bilmenizi sağlar diyor. Mesela buna bir örnek olarak mezuniyet diyor. Mezuniyetiniz, acı tatlı bir deneyimdir. Yani bir taraftan tatlıdır. Çünkü artık okul bitiyordur. Dolayısıyla okuldan kurtuluyorsunuzdur. Ama diğer taraftan da acı bir deneyimdir. Çünkü arkadaşlarınızdan ve o güzel okul ortamından ayrılmanız anlamına geliyordur mezuniyet. İşte asılda bunu fark ettiğimizde mesela mezuniyetinize son bir yıl kala belki mezuniyetinize son bir ay kala o sayılı günlerde daha çok farkındayızdır di mi? bir şeylerin daha çok tadını çıkarmaya çalışırız. Ya deriz ki bak bir daha bu günlere geri dönmeyeceğiz. Mezun olacağız. Hadi bunun tadını çıkaralım duygusu daha fazla vardır. İşte size bu duyguyu yaşatacak deneyimler, yaşamın geçiciliğinin daha fazla farkına varmanızı sağlar ve yaşamın tadını çıkarmanızı sağlar diyor. Aslında yaşamın kendisi komple geçici değil mi? Belki ve bunu hiç akıldan çıkarmamak gerekiyor. Yazarımızın üçüncü önerisi akış etkinlikleri bulmak. Akış ne demek? Akış yaşadığınız ana kendinizi kaptırmanız demek. Mesela çok sevdiğiniz herhangi bir etkinliği yaparken vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsanız. O sırada ne acıktığınızı ne de bir yerlerinizin ağrıdığını hissetmiyorsanız, o derece kendinizi kaptırmışsanız o sırada akıştasınız demektir. İşte size akış deneyimi yaşatacak aktiviteler sizi daha mutlu bir insan haline getirebilir. Dolayısıyla eğer daha mutlu olmak istiyorsak, bizi akış deneyimi yaşatacak aktiviteleri bulmak ve bu aktivitelere daha fazla zaman ayırmak faydalı olabilir. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken bir nokta var.

Sizi akış deneyimi yaşatan şey ve ona ayırdığınız vakit. Eğer hayatınızla ilgili sorumluluklarınızı ertelemenize yol açıyorsa size zarar vermeye başlıyorsa o zaman bu bağımlılık haline geliyor demektir. O yüzden bağımlı olmayın ama olabildiğince akışta olun. Yazarımızın dördüncü önerisi kıyaslama yapmaktan ve aşırı düşünmekten kaçınmak. Evet, kıyaslama yapmak ve aşırı düşünmek gerçekten de günümüz modern insanın en büyük problemlerinden birkaç tanesi. Kıyaslama yapmak, mutsuzluğun kesin formüldür. Bugün Instagram’da, Facebook’ta, sosyal medyada ya da televizyonda gördüğünüz şaşalı hayatlarla kendimizin o sıradan hayatını kıyasladığımızda mutsuz olabiliriz. Ancak biliyorsunuz bunların hiçbiri gerçek değil. Dolayısıyla boşu boşuna kendinizi mutsuz etmek istemiyorsanız lütfen kıyaslama yapma huyunuzdan vazgeçin. İkinci olarak vazgeçmemiz gereken şey ise aşırı düşünmek. Yani geçmişte ne olduğunu ne bittiğini neden öyle oldu? Gelecekte ne olacak? Onu nasıl yapacağım, bunu nasıl yapacağım diye düşünceler içerisinde boğuşmak. Aşırı derecede düşünmek. Kendinizi sürekli kara kara düşünür halde bulmak yine mutsuzluğun kesin formüllerden bir tanesi. Aşırı düşünmekten nasıl kurtulacağınızı öğrenmek istiyorsanız, bununla ilgili çok etkili bir egzersizin de olduğu video mu izlemenizi öneriyorum size? Bu önerdiğim videoların hep linklerini açıklama kısmında sizlerle paylaşacağım. Çünkü bunların her biri aslında farklı farklı teknikler ve her birinin detayları var. Eğer bu iki özellikten kurtulmak istiyorsanız bu videoyu izlemenizi öneririm. Efendim, mutlu olmakla ilgili beşinci bilimsel öneri iyilik yapmak, diğer canlıların yaşamına dokunmak, diğer insanlarla ilgili bir iyilik aktivitesinde bulunmak. Aslında iyilik yapmanın iyi hissettirdiği düşüncesi çok da yeni değil. Neredeyse bütün dinlerde ve felsefi yaklaşımlarda, iyilik yap, mutlu ol ana fikri vardır. İşte bilimsel araştırma sonuçları da bu görüşü destekliyor.

Gerçekten de başka bir canlının yaşantısına olumlu anlamda dokunduğumuz da ona iyilik yaptığımızda kendimizi daha mutlu hissetmeye başlıyoruz. O halde ne duruyorsunuz? Daha mutlu olmak için hadi ihtiyacı olan birilerine ya da bir şeye yardım edin. Dokunun, iyilik yapın. Ama bunu yaparken tabii ki doğru şekilde, doğru miktarda ve düzenli olarak yapın ki hem siz hem de diğerleri mutlu olsunlar. Yazarımızın altıncı önerisi yine sosyallikle ilgili. Efendim, kaliteli ilişkiler kurmaya ve geçmişte var olan kaliteli ilişkileriniz bozulmuşsa bunları düzeltmeye daha fazla vakit ayırın diyor yazarımız. Çünkü gerçekten de kaliteli ve yeterli sosyal ilişki bizi daha iyi hissettiriyor. Araştırmalar bunu gösteriyor. Tabii bunun olabilmesi için bizim iletişim becerileri konusunda kendimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Çatışma yönetimi, duygusal zeka gibi beceriler de daha fazla çalışma yapmamız gerekiyor. Peki bunları nasıl yapabiliriz? Kanalımdaki videolara bir göz atın. Bunlarla ilgili ufak tefek önerilerim var. Yedinci önerimiz maneviyata, ruhaniliğe ya da dine yönelmek. Evet, gerçekten de travmalarla ilgili yapılmış araştırmalar gösteriyor ki bir şekilde maneviyata ruhaniliğe ya da dine yönelimi olan kişiler travmaları atlatmada diğerlerine oranla daha başarılılar. Bu anlamda belki bazı kişiler daha mutlu hissedebilmek için bundan faydalanabilirler. Efendim sekizinci öneri vücudumuzda ilgilenmek, vücudumuzu ilgilenmek derken neyi kastediyorum? Mesela ona gerekli bakımları yapmak mesela onu geliştirmek ve güçlendirmek adına çeşitli egzersizler yapmak bunlardan en etkililerinden biri. Hafif tempolu fiziksel egzersizler. Mesela bisiklete binmek, mesela yürümek mesela koşmak ya da size uygun başka bir fiziksel egzersiz. 99 yılında yapılmış bir araştırma. Haftada 3 gün 45 dakika hafif tempolu egzersiz yapmanın depresyon hastaları üzerinde hafif derecedeki bir antidepresan kadar etkili olduğunu gösteriyor.

Yani haftada 3 gün 45 dakika fiziksel egzersiz yapmak bir antidepresan kadar etkili. O zaman daha mutlu olmak adına neden bunu yapmıyoruz? Fiziksel egzersiz gerçekten de bedenimizde de ruhumuzda da çok ciddi anlamda pozitif etkilere sahip. Yine kendimizle ilgili yapabileceğimiz tek şey fiziksel egzersiz değil tabii ki. Yazarımız bunun yanı sıra son yıllarda üzerinde çokça araştırma yapılmış ve beden ve zihin üzerinde çok olumlu etkileri olduğuna dair meditasyon ve yoga uygulamalarını da öneriyor. Gerçekten de meditasyon ve yoga zihninizi ana çekmede dikkatinizi toparlayabilmede duygularınızı, düşüncelerinizi kontrol edebilmede ve daha pozitif bakabilmede çok çok etkili. Bununla ilgili yapılmış sayısız bilimsel çalışma var. Ufak bir araştırmayla, anahtar kelimelerle yapacağınız ufak bir araştırmayla bu bilimsel çalışma sonuçlarına ulaşabilirsiniz. Mutluluk için dokuzuncu öneri affetmeyi öğrenmek. Efendim affetmek derken neyi kastediyoruz? Affetmek derken geçmişte yaşadığımız birtakım olumsuz deneyimler, bu deneyimlerle ilgili duygular, düşünceler. Bu deneyimlerle ilgili kişilerin yüklerini omzumuzdan almak, bir kenara koymak ve geleceğe bu yüklerden arınmış şekilde yürümekten bahsediyoruz. Böylelikle geçmişimizin geleceğimizi hapsetmesini engellemiş oluyoruz. Tabii bu söylenmesi kolay ancak yapması bazı kişiler için o kadar da kolay olmayan bir şey. Affetmek demek; Gerçekten de geçmişte yaşadığımız olumsuz deneyimlerin artık şimdiyi ve geleceği etkilemesini bırakmak demek. Ama bunu nasıl yapabiliriz? Aslında bunu nasıl yapabileceğinizi yine detaylı bir video var. Açıklama kısmından Affetmek ama nasıl? İsimli videomun linkine tıklayarak bunun detaylarını öğrenebilirsiniz. Yazarımızın daha mutlu hissedebilmek adına önerdiği bilimsel stratejilerden bir diğeri hedefler belirlemek ve bu hedeflerle ilgili çaba göstermek. Yani bir şeyler yapmak.

Gerçekten de yaşamda bir amacı olan, bir hedefi olan ve bu hedefle ilgili çaba sarf eden, yorulan, uğraşan, didinen insanlar diğerlerine oranla kendilerini daha mutlu hissediyorlar. Sabahları kalktıklarında en azından ben neden bu sabah kalktım? Sorusuna daha sağlıklı bir şekilde cevap verebiliyorlar. Dolayısıyla hedefler belirlemek ve bu hedefler için çabalamak gerçekten de bizi daha iyi hissettiriyor. Yine bunun nasıl daha sağlıklı bir şekilde yapabileceğimize dair videolar kanalında var. Bunlara ulaşabilirsiniz. Son iki teknik neler? Şimdi bunlara gelelim isterseniz. Yazarımızın daha iyi hissetmek adına verdiği on birinci strateji. Şükretmeyi öğrenmek, yani minnettarlığını öğrenmek aslında. Minnettarlık demek ne demek? Minnettarlık demek yaşamımızda var olan iyiliklerin ve güzelliklerin farkına vardığımız an, hissettiğimiz o pozitif duygu demek. Yani birisine minnet duymak anlamında değil, güzellikleri fark ettiğim an hissettiğim pozitif duygudan bahsediyorum. İşte bu minnettarlığımızı geliştirmek adına yapabileceğimiz çok sayıda aktivite var. Ben şükretmekle ilgili videolar yaptım. Bunlardan detaylarını öğrenebilirsiniz yine kanalımdan ama çok kısaca bahsetmek gerekirse eğer her gün o gün için minnettar olduğunuz, iyi ki olmuş dediğiniz 3 tane farklı maddeyi yazmayı bir alışkanlık haline getirmek gerçekten de sizi daha iyi hissettiriyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü bunu yapmaya başladığınızda hani o kanıksamaya başladığınız güzellikler var ya, işte onların daha fazla farkına varmaya başlıyorsunuz. Ayrıca bunun yanı sıra şükrettiğimizde son yıllarda yapılan sinirbilim çalışmaları gösteriyor ki beynimizde dopamin salınımından sorumlu olan bölgeler daha aktif olarak çalışmaya başlıyor. Yani dopamin salınımını arttırıyor. Dopamin bizi iyi hissettiren bir hormondur ve ödül hormonu diye geçer. Çünkü bir şey size dopamin salgılatıyorsa eğer o şeyi daha fazla yapma ihtiyacı duyarsınız.

Yani bir kere şükretmeye başladığınızda artık daha fazla şükreder bir hale geliyorsunuz. Bu sizde adeta bir bağımlılık haline dönüşüyor. Şimdi bunun için önerebileceğimiz şey ne? Kendinize bir şükretme defteri tutun ve her akşam, her günün sonunda o gün için minnettar olduğunuz, o gün için şükrettiğiniz üç tane maddeyi yazın ve her gün farklı şeyler yazın. Yani her gün aynı şeyleri yazmayın. Bakın her gün aynı şeyi yazarsanız bu daha çok o şeyi kanıksamanıza yol açar. Bu da aksine fayda değil zarar verir. O yüzden her gün üç farklı şükretme maddesi yazmak bakın deneyin bunu ben bizzat deneyimledim size çok iyi hissettirecek ve geldik yazarımızın son önerisine iyimserliği öğrenmek ve geliştirmek. İyimser olmak gerçekten de bedenen ve ruhen bize çok iyi geliyor. Bunla ilgili yapılmış sayısız araştırma var. Peki ama bir insan iyimserliği nasıl öğrenebilir? Yani iyimserlik öğrenilebilir mi? Sonradan geliştirilebilir mi? Bunun için yapılabilecek egzersizler var mı? Evet var. Bununla ilgili iyimserlik ama nasıl videom da? Detayları paylaşıyorum. Yine açıklama kısmındaki linklerden oraya ulaşırsınız gerçekten de iyimserliğinizi geliştirecek, beyninizdeki sinirsel bağlantıları farklılaştıracak çok etkili düşünce egzersizlerine sizinle paylaşıyorum. Bu videomuzda Kaliforniya Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Sonja Lyubomirsky’nin Nasıl Mutlu Olunur? Kitabında ele aldığı önerileri, teknikleri sizlerle elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım. Kişisel gelişim ve psikoloji konuları eğer ilginizi çekiyorsa lütfen hem ben kanalımız abone olun ki her hafta yüklediğimiz 2 tane yeni içeriği kaçırmayın. Kaçırmamak için de lütfen tüm bildirimleri açın. Oradaki zilden. Hatta bu kanalın daha da büyümesi ve daha fazla kişiye ulaşmasına destek olmak istiyorsanız lütfen bu videoyu beğenmeyi aşağıya yorum yapmayı ve videolarımızı paylaşmayı unutmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir