ŞÜKRETMEK NEDEN ÖNEMLİ? ŞÜKRETMENİN MUCİZEVİ ETKİLERİ

Hayatımızdaki güzellikleri ve iyilikleri fark etme sonucu oluşan olumlu duygu anlamına da gelen şükretmenin ya da diğer bir deyişle minnettarlığın bedensel ve ruhsal sağlığımız üzerinde çok önemli etkileri olduğunu biliyor muydunuz? Bu videoda bu etkilerden ve minnettarlığı arttırabilmek için, diğer bir deyişle rutin hayatımda başıma gelen iyi olaylara dair farkındalığımı arttırmak için neler yapabileceğimizden bahsedeceğiz.

Öncelikle diğer tüm videolarında olduğu gibi bu videolarında bahsettiğim konuların da varsayıma dayanan iddialar değil, bilimsel verilerle desteklenmiş teknikler olduğunu belirtmeliyim. Son zamanlarda özellikle kişisel gelişim alanında alanla ilgili çok da bilgi sahibi olmayan insanların ticari amaçlarla yaptıkları birtakım eylemlerden kaynaklı çok doğal olarak insanlar bu tarz bilgilere şüpheyle yaklaşıyorlar. Bu da çok doğal karşılıyorum. Dediğim gibi hatta şüpheyle yaklaşmak, sorgulamak iyidir. Bu yüzden sorun yok ama bu kanalla içiniz rahat edebilir.

Minnettarlıkla ilgili yapılmış bilimsel çalışmalar bize gösteriyor ki minnettar hissetmek depresif belirtileri azaltıyor. Mutluluk, umut ve yaşam duyumunu arttırıyor. İyi hissetme halini arttırıyor her birimiz de. Empatiyi artırıyor. Olumlu sosyal ilişkileri arttırıyor. Diğer insanlarla olan iletişimin de daha iyi hale geliyor. Minnettarlık duygum arttıkça ve sıkı durun gelelim fiziksel etkilerine. Uyku kalitemi iyileştiriyor minnettar hissetmek. Bunun yanı sıra stres hormonu olan kortizol salınımını azaltıyor. Yani daha az kortizol salgılıyor, daha az stresi halde oluyorum. Minnettarlık hissettiğim zaman bağışıklığım güçleniyor.

Minnettarlık hissettiğim zaman beyinde iyi hissetme ile ilgili hormonlardan biri olan dopamin salınımı artıyor. Bununla ilgili yapılmış çok ciddi çalışmalar var. Beyin görüntüleme teknikleriyle dopamin savunma ile ilgili bölgelerin aktive olduğu görülüyor.

Minnettar hissetme minnettarlık davranışı gösterildiği zamanlarda. Bunun yanı sıra minnettarlık hücrelerimizin genç kalmasıyla ilgili olan enzimlerden biri olan telomeraz enziminin salgılanmasını arttırarak bizi daha genç tutuyor ve ömrümüzü uzatıyor. Minnettarlık, mutlu olmak için çevrenizde hali hazırda var olan sebeplere dair farkındalığımızı arttırıyor aslında. Günlük olarak her birimiz bir rutinin içerisindeyiz. Çoğumuz özellikle büyük şehirde yoğun iş hayatının içerisinde olan insanlar günlük olarak rutin şeyler yapıyoruz. Yani her sabah kalkıyoruz, benzer eylemlerde bulunuyoruz, işlerimize gidiyoruz. İşler de yine benzer şeyleri yapıyoruz. Sonra tekrar eve geliyoruz. Benzer şeyleri yapıp tekrar yatıp uyuyoruz. Sabah kalkıp tekrar aynı şeyleri yapıyoruz. Tüm bu rutin bir taraftan bizi yaptığımız şeyler konusunda ulaştırırken sürekli yaptığımız için, diğer taraftan da çevresel ve bireysel farkındalığımızı azaltıyor maalesef.

Çünkü otomatikleşiyoruz. Adeta robotlaşıyoruz. Otomatikleşme süreci içerisinde çevremde hayatıma dair aslında varlığından kaynaklı mutlu olduğum, minnettar hissettiğim şeyleri görmemeye başlıyorum. Görsem de belki önemine dair farkındalığını yitirmeye başlıyorum.

İşte minnettarlık ya da minnettarlık alıştırmaları. Biraz sonra bahsedeceğim. Benim bu konudaki farkındalığımı arttırarak bana yardımcı oluyor. Peki minnettarlığımı arttırmak için ne yapmalıyım? Ne yaparsam daha minnettar hissedebilirim? Ne yaparsam çevremdeki güzellikleri daha çok farkına varmaya başlayabilirim. Bakın bu konuda üstat Dostoyevski çok güzel söylüyor. Diyor ki insanlar daima başlarına gelen felaketleri sayar. Güzellikleri değil. Eğer bunu yapsalardı hayatın onlara yeterince güzellik sunmuş olduğunu fark edeceklerdi. Aslında minnettarlık ilgili yapılmış çoğu bilimsel araştırmada kullanılan teknik tam da budur. Yani minnettarlık günlüğü tutmaktır. Ya da şükretme listesi de diyebilirsiniz. Günlük olarak her akşam o gün için minnettar olduğunuz. İyi ki olmuş, iyi ki var dediğiniz şeyleri maddeler halinde yazmak gerçekten de çok etkili. Bu konuyla ilgili en geniş araştırmaları yapmış olan psikolog Robert Emmons bir araştırmasında ki bu 2 – 3 aşamadan oluşan bir araştırma, deneklerden her gün, günlük olarak bunu yapmalarını istiyor. Yani o gün için minnettar olduklarını, minnettarlık duydukları maddeleri yazmalarını istiyor ve bunun sonucunda görüyor ki bu eylem kronik hastalıklara sahip olan kişilerde dahi psikolojik ve fizyolojik iyi oluş hallerini arttırıyor.

Peki biz ne yapabiliriz? Aynen bu şekilde yapabiliriz. Yani her akşam kendinize bir defter tutabilirsiniz. Ne bileyim. Buzdolabının üzerine bir kağıt yapıştırır bilirsiniz. Bir kavanozun içerisine renkli kağıtlara yazıp atabilirsiniz. Her akşam o gün için minnettar olduğunuz iyi ki olmuş iyi ki var dediğiniz şeyleri yazmak.

Bakın bunlar illaki öyle çok büyük, çok kutsal şeyler olmak zorunda değil. Bunlar son derece minik. Yani bugün yolda iki minik bir yavru kedi gördüm. Başını okşadı bana iyi geldi. Bugün iyi ki arkadaşım Ahmet ile karşılaştım. Uzun süredir onu görmüyordum. Bana iyi geldi gibi ufak tefek şeyleri de kapsamak zorunda. Hatta onları kapsarsa daha iyi. Çünkü amacımız zaten ufak tefek şeylerin farkındalığını yaşamak. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Bu alıştırmayı yaparken her gün aynı şeyleri yazmamalıyız. Ben eğer her gün iyi ki bugün sağlıklıyım, iyi ki bir işim var. İyi ki eşim var, iki çoluğum çocuğum var gibi maddeleri her gün yazarsam. Aynı şekilde Psikolog Robert Emmons’ın söylediği şükran eskimesi diye nitelendirdiği bir hataya düşüyorum. Her gün aynı şeyleri yazmak, bir süre sonra o minnettarlık maddelerine dair algılanan değer de bir düşüşe yol açıyor. Yani artık onları eskisi kadar değerli görmemeye başladım. Adeta alışıla geliyor. Dolayısıyla bana fayda sağlayacağı yerde aksine zarar vermeye başlıyor. O yüzden her gün 3 farklı maddeyi en az 3 farklı maddeyi günlük olarak yazmak gerçekten de iyi bir fikir. Minnettarlık artırmak için gerçekten de her gün üç madde bulmaya çalıştığınızda başınıza neler gelecek biliyor musunuz? Gün içerisinde ilk zamanlar herkes genellikle ilk akla gelen şeyleri yazar.

Bununla ilgili ben yakınlarda bir araştırma yaptım. O araştırmanın sonucunda da bu arada minnettar hissetmenin kişilerin umut, iyimserlik, öz yeterlik ve psikolojik dayanıklılık seviyelerini yükselttiğini ispatladık yaptığımız araştırmayla. Bu araştırma da gördüğüm şey.

Minnettarlık çalışmasını yapan insanların ilk günler daha genel şeyler yazdıkları.

Yani işte iyi ki sağlıklıyım. İyi ki nefes alıyorum.

İyi ki evliyim, iki çocuğum var gibi ilk akla gelen şeyleri yazdıkları. Fakat günler ilerledikçe fark ettik ki insanlar normalde rutinde belki o gün için akıllarına gelmeyecek küçüklükteki ufaklık ki belki nispeten diğerlerine göre daha önemsiz gibi görünen maddeleri de yazmaya başladılar. Aslında biz her gün minnettar olduğumuz üç şeyi yazmak durumunda kaldığımızda gün içerisinde şunu yapıyoruz.

Alıcılarımız açılıyor ve çevreye dair farkındalığımız artmaya başlıyor. Bugün üç tane farklı madde yazmam lazım. Ne yazacağım deyip daha farklı bakmaya başlıyoruz etrafımıza. Ve bir anlamda aslında algıda seçiciliğimiz çevremizdeki güzel iyi olaylar lehine işlemeye başlıyor ve bunları yazmaya başlıyorsun. Bir süre sonra bu alışkanlık haline dönüşüyor işin güzel yanı. Ama alışkanlık haline dönüşebilmesi için en az iki ay bunu yapmam lazım. Şöyle ki alışkanlıkların ne kadar sürede yerleştiği ile ilgili yapılmış bilimsel çalışmalar bize farklı sonuçlar veriyor. Ancak yakın bir zamanda yapılmış araştırmaya göre bir davranışın alışkanlık haline gelebilmesi için en az 66 gün yani yaklaşık 2 ay her gün yapılması lazım. Dolayısıyla ben en az 2 ay her gün minnettar olduğum şeyleri yazdığımda bir süre sonra artık bunun için çaba harcamaya gerek kalmayacak. Bir süre sonra artık bu otomatiğe bağlayacak. Yani ben artık kendim etrafta hayatımla ilgili güzellikleri daha fazla görmeye başlayacağım ve bunun sonucunda ruhum ve bedenim bundan olumlu anlamda etkilenecek. Neden olmasın? Denemeye değer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir