TÜKENMİŞİLİK SENDROMU MU? DEPRESYON MU?

Şu cümleler size de tanıdık geliyor mu? Hiç enerjim yok, hiçbir şey yapasım yok. Sürekli yorgun ve bitkin hissediyorum. Kolumu kaldıracak halim yok. Çok tahammülsüzüm, çok çabuk sinirleniyorum. Aniden parlayabiliyorum. Hiç işe gitmek istemiyorum. Resmen sürüklenerek gidiyorum. İnsanların o kadar yoruldum ki bazen iş yerindeki yere ya da müşterilere sanki insan değillermiş gibi davranıyorum. İnsanlara karşı hissizleştim. Kendimi başarısız ve yetersiz hissediyorum. Zaman zaman hayatımızın belli dönemlerinde geçici olarak çoğumuz böyle hissedebiliriz. Bu son derece normaldir ve insan olmanın, duygulara sahip olmanın beraberinde getirdiği bir şeydir. Fakat eğer ki bu duygu durumu, bu düşünceler belli bir sürenin üzerinde bizimle ise ve kalıcı bir hale gelmeye başladıysa bu durumda bunun sebeplerinden bir tanesi depresyonda olmanız ya da tükenmişlik sendromuna yakalanmış olmanız olabilir. Bu ikisi birbiriyle oldukça karıştırılan iki kavram. Depresyon ve tükenmişlik sendromu aslında birbirlerine çok benziyorlar ancak birbirlerinden farklılar işte bu videoda bu farklar hakkında birazcık konuşacağız ve acaba sizinki depresyonla mı alakalı? Yoksa tükenmişlik sendromu mu? Yoksa bambaşka bir şey mi? Biraz daha netleştirmeye çalışacağız. Tükenmişliği kısaca insanlarla yoğun ilişki içerisinde olan bireylerde görülen duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve düşük kişisel başarı hissi olarak tanımlayabiliriz çok genel bir tabirle. Depresyon ise en az altı aydır günün büyük bir bölümünde ve neredeyse her gün çökkün bir duygu durumu ile karakterizedir. Bunların ikisi birbirine çok benzerler ve çoğu zaman karıştırılabilirler. Peki aradaki farklar neler? Gelin bunları bakalım. Tükenmişlik, dünyada Hollanda ve İsveç dışındaki çoğu yerde bir sendrom olarak geçerken, depresyon ise tıbbi bir tanı olarak kabul edilir. Aslında tükenmişliği depresyonun bir ön aşaması, depresyona doğru giden yolda bir basamak olarak düşünebiliriz. Bununla beraber her ikisinde de yani hem depresyonda hem de tükenmişlik sendromunda mutsuzluk, umutsuzluk, çaresizlik hisleri, ilgisizlik, daha önceden hoşunuza giden birtakım aktivitelerin artık size keyif vermemesi.

Motivasyonda ciddi bir düşüş. Çabuk öfkelenme, tahammülsüzlüğün artması, artan uyku ve yemek sorunları. Yani örneğin uykusuzluk ya da çok fazla uyuma ya da aşırı yemek yeme ya da iştahın azalması, yorgunluk, dikkat dağınıklığı, odaklanma sorunları, unutkanlık gibi problemler her iki durumda da görülebilir. Depresyon daha genel bir durumken, tükenmişlik sendromu en azından ilk başlarında biraz daha duruma özel ortama özel gibi gözükmektedir. Örneğin bir işyerinde çalışıyorsunuz son derece yorgun düştünüz, bitkin düştünüz. Mutlu değilsiniz ve gerçekten de bu işyeri sizi tüketmeye başladı. Tükenmişlik sendromuna girdiniz. Bu durumda ilk başlarda sahip olduğunuz bu olumsuz duygular ve düşünceler daha çok sizde tükenmişlik yaratan bu ortama ya da kişilere yönelikken depresyonda ise bu olumsuz duygu hayatın geneline yayılmıştır. Depresyonda sanki küçük siyah bir yağmur bulutu sizi takip eder. Nereye gitseniz sizinle beraberdir. Yani tatile de gitseniz, havuz başında kokteylinizi yudumluyor da olsanız depresyondasınızdır. Ancak tükenmişlik de en azından ilk safhalarında durum böyle değildir. Sizi tüketen ortamdan ya da kişilerden bir süreliğine uzak kalmak bile daha iyi hissetmenize yol açabilir. Fakat yine de tükenmişlik sendromu dediğimiz şey günlük streslerden biraz daha fazlası olduğu için biraz daha birikmişlik söz konusu olduğu için sadece bir iki günlük tatiller ile tamamen bu sendromundan kurtulmayı beklemiyoruz. Bu arada tükenmişlik sendromuna girmek için illa bir işyerinde çalışıyor olmanız gerekmiyor. Birilerine bakım veren kişilerde ebeveynler de ya da zorlu bir romantik ilişki yaşayan kişilerde de tükenmişlik sendromu görülebiliyor. Tükenmişlik sendromunun sebebi çoğu zaman aşırı iş yükü, uzayan çalışma saatleri, zaman baskısı altında çalışma, toksik iş yeri ortamı.

Örneğin iş yerindeki arkadaşların ya da yöneticilerin zehirli tavırları, başarıya dair dayatılan yüksek standartlar dinlememe ya da içinde yaşadığınız toplumun refah düzeyi gibi pek çok farklı sebebi olabiliyorken, depresyonda ise sebepler biraz daha farklı ve karmaşık olabilir. İş yaşam dengesini önemli göstergelerinden bir tanesi kişinin iş yerinde geçirdiği zamanın miktarıdır. İşyerinde geçirdiğimiz miktar ne kadar artarsa kişisel bakımımıza ve duygusal ihtiyaçlarımıza, sosyal ihtiyaçlarımıza ayıracağımız zaman da o kadar azalmaya başlar. OECD verilerine göre Türkiye yüzde 33’lük oran ile en uzun, daha doğrusu çok uzun saatler çalışan insan oranının en yüksek olduğu ülke. Yani Türkiye’deki çalışan insanların yüzde 33’ü çok uzun saatler çalışıyor. OECD ülkelerinde ise bu ortalama yüzde 11. Biz ise yaklaşık yüzde 29’luk oranı ile Meksika ve yüzde 26’lık oranıyla Kolombiya takip ediyor. Yine OECD verilerine göre yaşam memnuniyetimizi bakıldığında ise 40 ülke arasında sondan üçüncüyüz. Bizden sonra Portekiz, Yunanistan ve Güney Afrika geliyor. Yani biz tükenmeyelim de kim tükensin diyorsanız ne yazık ki o kadar haklısınız ki. Erken döneminde ise tükenmişlik de çoğu zaman tıbbi bir tedaviye gerek yoktur. Kişinin iş yaşam dengesindeki çeşitli düzenlemeler ya da kişiyi tükenmişlik yaratan ortamdan ya da kişilerden uzak kalmak, örneğin işle ilgili ise işten ayrılmak ya da bir ilişkiyle ilgili ise o ilişkiden uzaklaşmak çoğu zaman sorunu çözebiliyorken depresyonda ise çözüm ne yazık ki her zaman bu kadar kolay olmayabiliyor. Depresyonda tıbbi tedavi ve bunun yanı sıra psikoterapi desteğine ihtiyaç duyulabiliyor. Her ne kadar tükenmişlik de en azından başlangıç seviyesinde iken tıbbi tedaviye gerek yoktur desek de eğer kişi bunu fark edip bununla ilgili önlemler almazsa bu durumda ilerleyen aşamalarda depresyona doğru gidebilir.

Öte yandan depresyon dışında da pek çok fiziksel ve ruhsal hastalığa kapı açabilir. Bu yüzden eğer tükenmişlik sendromundan muzdarip olduğunuzu düşünüyorsanız lütfen bununla ilgili önlem almaya çalışın. Tabii ki tükenmişlik sendromuyla başa çıkabilmek sadece bireye bağlı değil aslında. Yani bunun yükünü sadece bireylerin omuzlarına vermek çok da doğru olmayabilir. İnsan biyo-psiko-sosyal bir varlık. İçinde yaşadığı toplumdan da elbette etkileniyor ve o toplumu da etkiliyor. Bu tükenmişlik sendromunun özellikle iş yerinde ise iş yeriyle ilgili ve kişinin içinde yaşadığı toplumsal sistemle de ilgili tarafları olduğu için gerek iş yerlerinde gerekse ülke yönetimlerinde bununla ilgili düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Peki kendimiz neler yapabiliriz? Bununla baş edebilmek adına kendi kendimize yapabileceğimiz bir şeyler de var mı diyorsanız eğer en azından stresle baş edebilmedeki o temel düşünsel ve bedensel teknikleri bilmek ve uygulamak size yardımcı olabilir. Bu anlamda kanalında Stresle Baş Etme Teknikleri başlıklı oynatma listesindeki videoları izlemenizi ve orada bahsedilen teknikleri düzenli ve disiplinli bir biçimde uygulamanızı öneririm. Depresyon belirtileri ve depresyonla baş edebilmek ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız şuradaki oynatma listeme ulaşabilirsiniz. Yine Depresyonla Baş Etme isimli oynatma listemde çok sayıda videoda bu durumla ilgili önerilerimiz sizlerle paylaşıyorum. Kişisel gelişim ve psikoloji eğer ilgi alanınız içerisinde ise doğru kanaldasınız. Bu kanala her hafta iki tane yepyeni video yüklüyoruz bu konularla ilgili eğer bu videolardan haberdar olmak istiyorsanız lütfen kanala abone olmayı ve bildirim zilli açmayı unutmayın. Kanalımız her geçen gün desteklerinizle büyümeye devam ediyor. Özellikle KATIL üyesi olan abonelerimiz başta olmak üzere tüm abonelerimize bizi izleyenlere beğenerek ve yorum yaparak bize destek verenlere bir kere daha teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir